Macaristan'da kaybeden sadece Orban mı

Macaristan'da Orban'ın seçimle gitmesi demokrasinin işlediğini gösterse de, Türkiye'de iktidar değişimi aynı mekanizmalarla mümkün müdür?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, Macaristan seçimlerinde Viktor Orban'ın kaybetmesinin demokrasi için iyi bir gelişme olduğunu savunarak, iktidar değişiminin halk oyuyla gerçekleşmesinin en sağlıklı yöntem olduğunu vurgular. Bunu desteklemek için, Orban'ın Rusya ile işbirliği, basını kontrol etme ve yargıyı kontrol altına alma gibi otoriter pratiklerini sıralar. Ancak yazarın ana iddiası, benzer kontroller Türkiye'de de uygulanırken, coğrafi, tarihsel ve jeopolitik farklılıklar nedeniyle Macaristan örneğinin Türkiye'ye doğrudan uygulanamayacağıdır. Peki, iktidar değişimi için ekonomi ve performans mi, yoksa basın-yargı kontrolünün kırılması mı daha belirleyici olacak?

Sonda söyleneceği baştan söylemek gerekirse demokrasinin çalışması iyi ve sevinilecek bir şey. Dünya siyasi tarihi son tahlilde iktidarların nasıl değişeceğinin kavgası üzerine kurulu. Aile içi cinayetler, boğdurulan veliahtlar, rakiplerin katli, isyanlar, asılan krallar, seçimler, darbeler ya da yöneten parti/sınıf içi açık-kapalı seçimlerin hepsinin derdi bu iktidar değişikliğinin nasıl olacağı üzerine.

Macaristan'da 16 yıldır önce liberal söylemlerle iktidara gelen sonra basından yargıya kadar hepsinin üstünde geniş bir kontrol kuran, ülke dışında Rusya ve ABD'de demokrasi karşıtı güç merkezleri ile iş birliği yapan Viktor Orban kaybetti. Demokrasi ölüyor mu tartışmaları arasında bu sonuç sevinilecek bir gelişme. Bu seçimde de Orban kalsaydı ne olurdunun üzerine düşünmek bile meseleyi okumak için önemli.

Modern siyasal paradigmada en iyi metot halk oyu ile yeni iktidarın belirlenmesi, seçimlerin eşit ve adil kampanyalarla gerçekleştirilmesi ve iktidar süresinin de kısıtlı olması. Orban'ın seçimle değişmesi bu mekaniğin aksak da olsa işlediğini gösteriyor ki bu, gidenin ve gelenin kimliğinden azade iyi bir şey. Böylesi bir iktidar değişikliğinden en azından ilkesel olarak mutlu olamamak bile aslında sevin(e)meyenlerin zihnindeki düzenin nasıl olduğuna dair fikir veriyor.

Üstüne de Rusya ile inanılmaz derecede iç içe geçmiş, Arjantin'den İtalya'ya, Netanyahu'dan Trump'a ve Le Pen'e kadar göçmen karşıtı, otoriter eğilimli ve büyük oranda İslamofobik aktörlerin destek videoları çektiği Orban'ın gitmesine sevinememek demokratik sistemle barışık olmamanın ötesinde ahlaki olarak da sorunlu bir tutuma işaret ediyor.

Macaristan seçimi küçük bir ülkede iktidar değişikliğinin ötesinde sembolik anlamlara sahip. Birincisi, jeopolitik olarak Ukrayna karşısında AB'nin yaptırım ve Ukrayna'ya destek kararları sürekli Orban'ın vetosuna takılıyordu. Ukrayna için düşünülen 100 milyar Euro'ya ulaşan kredi paketi bu değişimle serbest kalabilir. Kaldı ki Macar seçmenlerin birinci önceliği olmasa da kampanyaların ana başlıklarından birinin "Avrupa mı Rusya mı" sorusuna odaklanması bunun işaretiydi.

İkinci önemli sembolizm ise uzun süredir yükselişte olan illiberal seçimli sistemlerde otoriter yönetimlerin sürdürülebilirliğinin akamete uğraması. Orban'ın kaybetmesini Trump döneminin ve otokrat liderlerin sonu olarak okumak fazla iddialı olur. Evet ilk kez Trump'ın bu kadar açıktan desteklediği bir lider kaybediyor. Ancak Macaristan'ın ölçeği çok daha büyük ve farklı geçmişlere sahip ülkeler için genelleme yapmayı zorlaştırıyor.

Macaristan'daki seçimle Türkiye karşılaştırmaları yapılsa da her iki ülkeyi birlikte düşünmek kolay değil. İki seçim süreci arasında benzerlikler kadar derin farklılıklar da var.

Orban'a kaybettiren ana dinamik ekonomi ve iktidarın icraat performansının sorgulanması idi. İkinci başlık ise yolsuzluk ve nepotizm. Bu konular Türkiye'deki temel eleştirilerle de örtüşüyor. İktidarın seçimlere kadar en az bir buçuk yılı var. Bu süre içerisinde ekonomik sorunlar bir nebze hafiflerse yolsuzluk ve nepotizm tek başına muhalif seçmeni mobilize etmek için yetmeyebilir.

Yargı ve basının kontrol altına alınmasında her iki iktidar da otoriter yönetimlerin el kitaplarında yazdığı gibi çok sayıda ortak noktaya sahip. Ancak bu kontrolün Macaristan'da işe yaramamış olması Türkiye'de de yaramayacağı anlamına gelmiyor. Orban'ın rakibi Magyar nihayetinde seçimlere girebildi. Ekrem İmamoğlu ise içeride ve seçimlere katılması şimdilik imkânsız. Ana muhalefet CHP'nin geleceğinin ne olacağı ise herkes için soru işareti. Erdoğan, Orban gibi şansını sandığa bırakmama konusunda daha kararlı görünüyor. Magyar Orban'ın partisinden ayrılıp rakip oldu. Türkiye'de ise bu tür bir örnek en azından an itibarıyla başarı olacak gibi durmuyor.