Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) beklenen ama olmaz denilen adımı atarak OPEC'ten ayrıldı. Kural temelli bir sistemden ziyade belli bir grup ülkenin ekonomik ve buna bağlı siyasal çıkarlarının maksimize edilmesi için kurulan örgütteki bu ayrılık enerji sektörünü aşan anlamlar taşıyor.
Bir tarafta BAE ile OPEC'in ana aktörü Suudi Arabistan arasındaki gerilim, BAE'nin artırdığı üretim kapasitesini kullanma isteği ve son olarak İran savaşında yaşadığı kayıpları telafi etme niyeti bu adımın neden atıldığını anlatıyor. Ancak enerji sektöründeki değişimler sadece ekonomik bir üretim-tüketim matematiği ile açıklanamayacak çıktılara sahip. BAE'nin son adımı hem bölgesel dengelerde hem de küresel sistemde uzun süredir yaşanan erozyonun ve parçalanmanın en görünen adımlarından biri oldu. Söz konusu çıkış çok taraflı kurumsal yumuşak gücün altının boşaldığı, mevcut uluslararası iş birliği mekanizmalarından ayrılmanın normalleştiği ve maliyetinin azaldığı bir dönemin sonucu olarak da okunabilir.
Şimdiye kadar tüm büyük bölgesel ve küresel savaşlar nihayete ermesinin ardından yeni bir düzenin kurulmasını ya da mevcut düzenin güncellenmesini getirmişken Soğuk Savaş'ın bitişi tabir yerinde ise havada asılı kaldı. 2. Dünya Savaşı sonrasında kurulan Batı merkezli sistem, Sovyet blokunun mağlubiyeti ile zaferini ilan etti ancak yeni düzeni kaybedenleri de içerecek şekilde revize etme ihtiyacı duymadı.
Özellikle Avrupa'nın konforlu güvenlik ve kalkınma dünyası bir süre daha devam etti. Çin'in Dünya Ticaret Örgütü'nün kuralları ile Batı'ya rağmen yükselişi, Rusya'nın Ukrayna'yı işgal girişimi ile son perdesi olan çatışmacı politikası ve nihayetinde Batı'nın inşa ettiği ayrıcalıklı konumu ise sistemin bizatihi kendisini hedef alan İsrail bu tanımsız düzenin sonunu getirdi.
Bu üç dinamiğin de kökünde sistemin banisi ABD'nin yapıyı korumak yerine tersine yönsüzlüğü tercih etmesi yatıyor. OPEC 2. Dünya Savaşı sonrası kurulan yapının mündemiç bir parçası değil. Üstelik sistemi ayakta tutmaktan çok ABD ve Batı'yı dengelemeyi amaçlıyor. Buna rağmen BAE kararı sistemin çözülüşünün farklı bir işareti.
Öngörülemezliğin temel veri olduğu bir ortamda temelde üreticiler arasında bir koordinasyon mekanizması olan OPEC'in, her ne kadar Rusya ve Suudi Arabistan'ın yapıya bağlılığı devam etse de, eski gücünü kaybetmesi uzun vadede petrol fiyatlarının düşüşünü getirebilir. Bununla birlikte piyasada kontrol mekanizmalarının zayıflaması ile oynaklık ihtimali yükselebilir.
Asıl sistemik anlamı ise ABD-İsrail eksenine BAE'nin daha doğrudan eklemlenmesiyle sistemik kırılmanın derinlik kazanması. Bölge ülkeleri aleyhine işleyen bu kararın henüz erken tahminler olsa da Arap Ligi gibi kurumlarla devam etmesi bölge dışı aktörlerin müdahale kapasitelerini artıracaktır. ABD'nin sebep olduğu İsrail'in sonuna kadar istismar ettiği güç ve güvenlik boşluğu bölgesel ittifaklarla dengelenebilecekken BAE'nin kararı bölgesel yarılmanın daha da derinleşeceğinin işaretini veriyor.

3