AK Parti sözünü tüketmekle de kalmadı, hani neredeyse zıddına inkılâp etti. İnsan haklarından yerel yönetimlere, ekonomide serbest piyasanın gereklerinden eğitimde fırsat eşitliğine varana kadar her iddiasını önce gerçekleştiren, ileri taşıyan sonra bile isteye geriye düşen ve tersini yapan AK Parti bugün itibarıyla çıktığı noktanın tam ters kutbuna evrildi.
AK Parti'nin kendisiyle birlikte elitleri ve kitleleri de aynı dönüşümü yaşadı. Söylemde eski kavramları kullansa da mutlakiyetçi otoriter bir siyasi duruşun temsilcilerinin Türkiye için yeni bir hikâye yazması çok zor. Dini değerlerin ihyası gibi AK Parti'ye münhasır bir alanda yaşanan çürüme bile muhafazakâr mahallenin içinden geçtiği travmanın en münhasır örneklerinden biri.
Bir yanda sözünü tüketmiş yerine otoriter yeni bir dil inşa etmiş AK Parti diğer yanda yeni bir söz kurma gerilimi yaşayan CHP var. CHP'nin işi hiç kolay değil.
Başarılı olmak için hem geçmişi ile hem içindeki arkaik damarlarla, kliklerle hem de devlet eliyle AK Parti'nin pratik baskılarıyla baş etmesi, yüzleşmesi gerekiyor. Bunu yaparken ötekileştirici, dışlayıcı pratiklerinden uzaklaşması ve kapsayıcı bir söylem üretmesi gerek.
CHP durup dururken bu noktaya gelmedi. Kendisi muhalefette olsa da görüşlerini uygulayan CHPli devletin dönüşmesi, bir türlü iktidar olamamanın getirdiği değişim mecburiyeti, AK Parti'nin doğru reçete ile herkesin kazanacağı bir ülkenin mümkün olduğunu ispatlaması derken bu dönüşüm yolunda CHP'nin daha çok uzun bir yolu var.

95