Topa değil skora sahip olmak lazım

Sonunda beklenen maç önümüze geldi. Saatlerimizi pazar sabah 07'ye kurarak A Milli Futbol Takımımızın maçını seyretmeye koyulduk. Tüm Türkiye olarak bizler maça hazırdık, takımımızdan ve Hocamızdan umutluyduk, sonuç olarak da galibiyet bekliyorduk.

Ve ilk maçımızda Kanada'nın Vancouver kentindeki BC Place Stadı'nda çoğunluğu Türk olan 52 bin 497 seyirci önünde Avustralya ile karşı karşıya geldik. Sonuç hepimizi üzdü; sahadan 2-0 mağlup ayrıldık. Goller 27. ve 75. dakikalarda geldi. Turnuvaya kötü bir başlangıç yaptık ancak önümüzde Paraguay ve ABD maçları var. Bu iki karşılaşmadan alınacak olumlu sonuçlarla gruptan çıkma şansımızı devam ettirmek hâlâ mümkün.

Skor tabelasına bakıldığında Avustralya'nın üstünlüğü görülüyor. Ancak istatistikler sahadaki oyunun farklı bir hikâye anlattığını ortaya koyuyor. Topa daha fazla sahip olan, daha fazla hücum eden ve rakip kaleyi daha çok yoklayan taraf Türkiye idi. Avustralya 10 hücum girişiminde bulunup 4 isabetli şut çekti ve bunlardan iki gol çıkarmayı başardı. Biz ise 28 hücum denemesi ve 10 kaleyi bulan şuta rağmen gol sevinci yaşayamadık.

Ancak futbolda topa sahip olma oranları ya da hücum sayıları puan getirmiyor. İsterseniz topu alıp eve götürün, gol atamadıktan sonra bunların hiçbir anlamı kalmıyor. Sonuçta tarihe geçen skor oluyor.

Bu nedenle uzun yolculuk, farklı iklim şartları veya jet lag gibi mazeretlere sığınmak doğru olmaz. Dünya futbolunda başarıyı yakalamak isteyen ülkeler, her şart altında mücadele etmeyi öğrenmek zorundadır. Nitekim bir gün önce Katar, son dakikada İsviçre karşısında bir puanı kurtararak mücadeleyi bırakmamanın önemini gösterdi. Bu örnek, bizim de eksiklerimizi iyi analiz etmemiz gerektiğini ortaya koyuyor.

Paraguay maçına kadar önümüzde beş günlük bir süre bulunuyor. Bu süreçte teknik direktör Vincenzo Montella'ya büyük görev düşüyor. Avustralya'nın kaptanı Harry Souttar liderliğindeki savunmasına karşı yapılan oyun planı sorgulanmalıdır. Uzun boylu ve hava toplarında son derece etkili rakip stoperlere karşı sürekli kenar ortalarıyla sonuç aramak, özellikle kısa boylu oyuncularla gol bulmaya çalışmak doğru tercih değildi.