Dünya Kupası'nda beklenen final eşleşmesi sonunda netleşti. Futbolun iki büyük ekolü, İspanya ve Arjantin, kupa için sahaya çıkacak. Ancak finale giden yolun en unutulmaz gecelerinden biri, hiç kuşkusuz İngiltere ile Arjantin arasında oynanan yarı final karşılaşmasıydı.
Maçı ailem ve Londra'dan gelen dostum Levent Hasan ile birlikte izledik. Masamızda tam anlamıyla bir futbol atmosferi vardı. İngiltere'nin bulduğu golün ardından dakikalar ilerledikçe inancımız daha da arttı. Savunmada hata yapmayan, oyunu kontrol eden ve rakibine alan bırakmayan İngiltere'nin final biletini cebine koyduğunu düşünmeye başlamıştık. Masamızda sık sık "Come on England!" (Haydi İngiltere) sesleri yükseliyordu.
Ama futbol, en çok da kendisinden emin olanları şaşırtmayı sever.
Bir an geldi ki herkesin unuttuğu isim yeniden sahne aldı. Lionel Messi... Büyük futbolcuların büyük maçlarda neden "büyük" olarak anıldığını bir kez daha gösterdi. Top ayağına her geldiğinde oyunun ritmi değişti. Takımını ayağa kaldırdı, arkadaşlarını cesaretlendirdi ve Arjantin'i adım adım finale taşıdı. Son düdük çaldığında skor tabelası 2-1'i gösteriyordu; kazanan Arjantin'di.
Bu turnuva boyunca Arjantin hakkında çok şey söylendi. Hakemlerin Arjantin'i koruduğu, FIFA'nın Messi'yi finalde görmek istediği, maçların belirli senaryolar doğrultusunda yönetildiği iddiaları günlerce konuşuldu. Sosyal medyada bu yorumlar adeta çığ gibi büyüdü.
Ancak futbolun güzel yanı tam da burada ortaya çıkıyor.
Saha, dedikoduların değil, emeğin ve mücadelenin konuştuğu yerdir. Dün gece Arjantin'in ortaya koyduğu futbol, tartışmaların önüne geçti. Kazanılan maçın arkasında hakem kararlarından çok mücadele, sabır ve yüksek oyun kalitesi vardı. Arjantin pes etmedi, oyundan kopmadı ve fırsatını bulduğu anda rakibini cezalandırdı.

18