Milli Takımımız, Dünya Kupası serüvenini galibiyetle noktaladı. İlk iki maçta ne gol atabilmiş ne de puan alabilmiştik. Üç gol yemiş, gruptan çıkma umutlarını erkenden tüketmiştik. Amerika Birleşik Devletleri karşısındaki son maçımız ise artık bir formaliteden ibaretti. Ancak bazen formalite maçları, gelecek adına en önemli mesajları verir. Ay-yıldızlılar, ABD'yi 3-2 mağlup ederek turnuvaya veda ederken geride umut dolu bir tablo bıraktı.
Teknik ekibin yaptığı yedi oyuncu değişikliği adeta takımın kimyasını değiştirdi. Haftalardır eleştirilerin hedefindeki kaptan Hakan Çalhanoğlu'nun yerine kaptanlık pazubandını Zeki Çelik taktı. Sahada sadece kaptanlık yapmadı; mücadele azmiyle de arkadaşlarına örnek oldu.
Belki de en önemli değişiklik, Arda Güler ile Orkun Kökçü'nün doğal mevkilerine dönmesiydi. İki oyuncu da topu daha fazla kullanarak oyunun yönünü belirledi. Futbolda bazen en büyük taktik de oyuncuyu en iyi bildiği yerde oynatmaktır. Bu kadar basit...Tecrübeyle de sabit. Maçı anlatan spiker Özkan Öztürk de belirtti. "Tecrübe mirastır. Kullanamazsan israftır"
Oğuz ise gecenin yıldızıydı. Hücumda yaptığı etkili koşular kadar savunmaya verdiği destekle de alkış topladı. Modern futbolun gerektirdiği iki yönlü oyunu eksiksiz sergiledi. Kenan Yıldız ve Barış Alper Yılmaz da bitmek bilmeyen enerjileriyle rakip savunmayı sürekli baskı altında tuttu. Son haftalarda eleştirilen Eren Elmalı'nın ise sadece performansı değil, saçlarını yeniden eski haline döndürmesi bile taraftarın yüzünü güldürdü. Bazen küçük ayrıntılar bile futbolun renkli tarafını oluşturuyor.
Ancak bütün bu olumlu tablo ister istemez insanın aklına şu soruyu getiriyor: Madem bu kadar doğru bir oyun oynanabiliyordu, neden ilk iki maçta bunları göremedik Daha önceki tecrübelerimizi israf ettik. Neden oyuncular gerçek kimliklerini ancak turnuvanın son maçında ortaya koyabildi Neden doğru kadro ve doğru diziliş için iş işten geçmesi beklendi

27