Yazı, 81 yaşında vefat eden felsefeci Pınar Canevi'nin Türk düşün hayatındaki önemini vurgulayarak, onun Platon uzmanı kimliği ve sözlü öğretim yoluyla oluşturduğu entelektüel mirasını anlatmaktadır. Yazar, Sokrates geleneğinden esinlenerek kitap yazmaktan çok dersler ve diyaloglarla felsefe aktaran Canevi'nin bu yaklaşımını, onun en büyük katkısı olarak sunmaktadır. Ancak sözlü kültür aktarımı gerçekten yazılı mirası kadar kalıcı ve ölçülebilir bir katkı olarak görülebilir mi?
Son yıllarda Türkiye'de birçok değerli felsefeciyi yitirdik. Sırasıyla Uluğ Nutku, Oruç Aruoba, Doğan Özlem, Afşar Timuçin ve Teo Grünberg aramızdan ayrıldılar.
Geçtiğimiz hafta da, Ulusal Egemenlik ve ocuk Bayramı'nda, Türkiye'nin önde gelen felsefecilerinden birisi olan Pınar Canevi'ni 81 yaşında kaybettik. Eşi Yavuz Canevi'nin deyişiyle, Pınar Canevi "çocuklara ve eğitime adanmış bir kişilikti". Onu hem 23 Nisan'da hem de güzel bir bahar günü kaybetmek sevenleri arasında karmaşık duygulara yol açtı.
Pınar Canevi lisans, yüksek lisans, doktora derecelerini ABD'de Hollins College'ın, Bryn Mawr College'ın ve Emory Üniversitesi'nin felsefe bölümlerinden aldı; daha sonra Orta Doğu Teknik Üniversitesi Felsefe Bölümü'nde öğretim üyesi oldu; Teo Grünberg'in öncülüğünde ODTÜ Felsefe Bölümü'nün kurulmasına büyük katkı sağladı. Profesörlük unvanını da alan Pınar Canevi, ODTÜ'den sonra Boğaziçi Üniversitesi Felsefe Bölümü'nde de dersler verdi.
***
Felsefe tarihindeki filozofların ontoloji, kozmoloji, metafizik, epistemoloji, etik alanlarındaki kuramları üzerine araştırmalar gerçekleştiren Pınar Canevi, özellikle MÖ 5. ve 4. yüzyılda yaşayan Platon'a odaklandı, Platon ile ilgili bir kitabı da ODTÜ Yayınları'ndan çıktı. Pınar Canevi Türkiye'de Platon'u en iyi bilen uzmanlardan birisiydi.
Ancak Pınar Canevi, belki de Platon'un hocası ve Platon'un diyaloglar halinde yazılan eserlerindeki ana karakter olan Sokrates'ten esinlendiği ve etkilendiği için, kitap yazmaktan çok, felsefeye sözlü katkı sağladı. Pınar Canevi'nin derslerindeki, seminerlerindeki, konferanslarındaki sözlü aktarımlar ve anlatımlar ve hem öğrencileriyle hem de öğretim üyeleriyle, araştırma görevlileriyle kurduğu diyaloglar, onlarca kitaba konu olacak önemde ve değerde idi.
Pınar Canevi bir filozofu anlatırken adeta onun ruhuna bürünürdü; filozofu büyük bir tutkuyla ve heyecanla anlatırdı; onu olduğu gibi anlatmaya ve onun hakkını vermeye büyük özen gösterirdi; ayrıntılarda kaybolmazdı; filozofun kuramını hem analitik, hem bütüncül, hem de özünü ortaya çıkaracak biçimde anlatırdı. İnsan Pınar Canevi'ni dinledikten sonra, biraz aklı varsa, gerçekten bir şeyleri anlardı ve anlamakla da kalmaz, anladıkları üzerine düşünürdü.
***
Platon'un hocası Sokrates antik Atina kentinde, "Güçlü olan haklıdır" biçimindeki yaygın anlayışla ilgili sorgulayıcı düşünceler geliştirmişti; yaşamın amacının iyi bir ruha sahip olmak olduğunu, iyi bir ruha erdemli olmakla ulaşılabileceğini; adaletin de temel erdemlerin arasında olduğunu savunmuştu.

6