Yazı, toplumun ünlülerden hassasiyet ve kişisel duruş beklentisini eleştiriyor; Suden örneğinden yola çıkarak, bir ünlünün iyi niyetli açıklaması bile yanlış yorumlanabileceğini gösteriyor. İletişim yönetiminin kariyer kadar kritik olduğu bir çağda, ünlüler her durumda haklı çıkabiliyor mu yoksa sessizlik de sorumluluk mudur?
Hürriyet'in özel haberiydi. İrem Helvacıoğlu, eşi Ural Kaspar'dan boşanmış. Boşanırken de çoğu boşanma davasında olduğu gibi bazı şartlar koyulmuş.
6 aylık çocuklarından soyadını çekmiş Kaspar.
Yani çocuk artık annesinin soyadını taşıyacak: Helvacıoğlu...
"Geri çekmiş"ten kastım şu...
Ural Kaspar demiş ki; "Ben nafaka vermeyeyim, çocuğun masraflarını da annesi karşılasın".
O bunları deyince karşı taraf da "O zaman senin soyadını istemiyoruz" demiş. Kaspar da kabul etmiş.
Haydaaaaaaa!
Çok şey yazılır da neyse biraz yutkunalım.
Bir insan, evladından nasıl vazgeçer
Soyadını nasıl kullanmasını istemez
Vazgeçer diyorum, çünkü soyadını çekmek vazgeçmekle eştir bence. Tabii ki bir ilişkinin içini bilemeyiz ama ne yaşanmış olabilir de böyle bir şeyden feragat edilir inanın aklım almıyor.
İnce detaylar
Bu mudur yani" deyip geçmemek lazım.
"Saça mı takıldın" diye gülmemek lazım.
Samsun'da bir lise, 'tas kafa' diye tabir edilen saç kesimlerini yasaklamış.
Bilmiyorum fark edeniniz var mı ama sağda solda olay çıkaran o çocukların, daha doğrusu o çete mensubu çocukların saçları hep aynı kesim!
Bakıyorsun pırıl pırıl bir genç, saçının yanlarını kazıtmış, üstleri normal...
Bazen bu ufak işaretler ve onları fark etmek çok önemlidir.
"Saçtan bir şey olmaz" demeyin. Özeniyorlar işte.
Özellikle okullarda buna dikkat edilmesi beni, bizi, hepimizi çok mutlu eder.
Muhakkak önlem alınacaktır
Kahramanmaraş'taki okul saldırganının sınıf arkadaşlarının röportajlarını dinledim. Olacak iş değil.
Bağıra bağıra gelmiş katliam! O kadar belli etmiş ki hareketlerinden.
Bir arkadaşı diyor ki; "Sabaha kadar oyun oynuyordu internette. Sonra sınıfta uyuyordu".
Diğeri diyor ki; "Sınıfta bir şeye üzülürse, kızarsa kolunu çizerdi, keserdi ve kanatırdı".
Bunları öğretmenleri görecek, uyaracak, ailesine "Derhal önlem alın" diyecek ki mutlaka da demişlerdir.
Baktılar yetmedi mi, kapatılacak bir yerde, tedavi altına alınacak. Şart bu.
Eminim başka okullarımızda da böyle zor dönemlerden geçen öğrencilerimiz vardır. Onlarla ilgili hem çocukları hem ailelerini üzmeden tedbirler alınmalı.
Tedavisi yok değil, var mantığıyla hareket edilmeli.
O yüzden "Bundan bir şey olmaz" diyerek umudu kesmemeliyiz. Kesersek umudu, hem o gençlerimizi hem başka gençleri atarız ateşe.

5