Burada duyurmuştum Sancar'ın öldürücü beyin tümörü Glioblastoma'yı fare deneylerinde başarıyla yok ettiğini... Glioblastoma hastaları merakla Türkiye'de klinik deneylerin başlamasını beklerken bu son çalışması üzerine Sancar ile çok daha geniş ve farklı boyutlarıyla bir röportaj gerçekleştirdim. Herkese Bilim Teknoloji dergisinin kapak konusu olarak yayında. (www.herkesebilimteknoloji.com adresinden tek sayı olarak da indirilebilir.)
Ama bugünkü yazımı görüşmenin bazı bölümleri üzerine kurayım dedim.
Sancar'ın bu keşfi raslantısal oldu. Laboratuvar deneylerinde çok sık kullanılan EdU molekülünü, kendisine Nobel kazandıran DNA hasarını onaran ikili kesim mekanizmasının keşfi konusunda henüz bazı soruların yanıtlarını aramak amacıyla kullanıyordu. Bu iş böyledir, Nobel kazanmışsın ama mekanizma ile ilgili sorunlar yakanı bırakmaz.
EDU HÜCREYİ ÖLDÜRÜNCEEdU molekülünü DNA'nın neresinde ne kadar bulunduğunu anlamak için kullandılar (ayrıntıya girmiyorum). Ama baktılar ki hücre EdU'yu sevmiyor, DNA hasarı gibi algılıyor molekülü ve kesip çıkarıyor. ıkan EdU tekrar DNA'ya girince bir kördöngüye ve hücre ölümüne sebep olduğunu görüyorlar, bu onları EdU'nun Glioblastoma için bir ilaç olma olasılığına götürüyor: Aynı döngü tümörde de oluşuyorsa, tümörü öldürür!
Bu molekülü laboratuvarda Glioblastoma parçalarına verince, aynı kısırdöngüye şahit oluyorlar, molekülü tümör DNA'sı (yabancı diye) kesip atıyor, ama molekül yeniden DNA'yi giriyor ve bu kısırdöngü sonucu (zehirli niteliği ile) EdU hücreyi öldürüyor. Yani tümör yok oluyor.
Bunu insan glioblastoma parçası verilen fare deneylerinde de kanıtlıyorlar.
ŞANS MI RASLANTI MIYani Nobel ödülü getiren çalışması üzerine yaptığı yeni deneyler, kendisine yeni bir kapı daha açıyor: Glioblastomayı öldürebileceğini görüyor.
Şans mı raslantı mı, şans hazırlıklı beyinlere güler, der Pastör. Sancar laboratuvarda elinde molekül merakının peşinde koşmasaydı, EdU'nun bu insanlara yararlı özelliğini keşfedemeyecekti.
Bir nokta daha var, Sancar diyor ki, EdU molekülünün beyin bariyerini aşarak beyne girdiği biliniyordu. Fakat tümörün tedavisinde kullanılan standart ilaç bu bariyeri aşamıyordu. Fakat ilacı EdU ile verince farelerde kesin bir başarı elde ettik...
Böylesine bir büyük şans daha, Sancar'a daha önce de gülmüştü. Hikâyesi röportajda. Bu yazıyı yazarken Sancar'a klinik deneylerin başlaması konusunda bir gelişme var mı diye sordum, henüz yanıt gelmemişti. Gelince bunu duyuracağım. Dergide röportajda bu konuyu sordum tabii.
TÜRKİYE EVET DİYORSoru: İzin verildiğinde klinik çalışmaları nerede yapacaksınız, denekleri nasıl seçeceksiniz, ilk haberi yazdığımdan bu yana denek olmak isteyenler var, onlara yanıtın ne olur
Sancar: Bunlar ya ABD'de ya da Türkiye'de gerçekleştirilecektir... Türkiye'de Sağlık Bakanlığı ve TÜSEB, klinik araştırmaları yapmaya ilgi duyduklarını ifade etmişlerdir. (Not, Sağlık Bakanı Memişoğlu'na sordum, elimizden gelen desteği veririz, dedi, ob.)

4