Orhan Bursalı

Orhan Bursalı

Cumhuriyet
Gündem 428 yazı 10 takipçi

Sermayeye ve soyguncuya emekten ve milletten büyük servet transfer

AKP döneminde çöküşü nas politikasıyla başlatmak yanlış olur. Ekonominin kötü gitmesi bir yana, emek üzerindeki sömürünün nasıl baskılandığı belki de daha önemlidir. Arkasından enflasyon faiz sarmalına büyük servet transferleri eşlik etti. AKP iktidarı döneminde grev ve sendikal örgütlenme süreçleri, büyük oranda grev ertelemeleri, pratikte ise gre

Bugünkü mülksüzleştirmenin zorbalık ve darbelerle başlangıcı

Prof. Erinç Yeldan, Habertürk'te Eren Eğilmez'in programında, emek üzerindeki sömürünün 1980'den itibaren nasıl katlanarak arttığını anlatıyordu. Türkiye'de emeğin mücadele yükselişi ve bunun sonucunda kazançtan aldığı payın doruk noktası 1979 yılıymış. 1980'den itibaren baş aşağı gidiyor emek. 1980 hem ülkemiz hem dünya için, sermaye-emek ilişkile

Fon soygunu nasıl işliyor, soymaya devam mı

Şüphesiz ayrıntılar önemlidir. Kimlerin bu çöküşten önce mallarını sattığı da önemlidir ama zaten bu fonlar üzerine konuşulup durulmuyor muydu Batık fonlardan daha önce çıkarlar arasında riski görenler olduğu gibi, bu inanılmaz değer yükselişlerinde parmağı olanlar çöküşe doğru satıp milyarları kırdılar ve toz oldular. Bu sonuncular kim, bilinir de

Okurlardan anlamlı katkılar

Bazen ihmal ediyorum okurları, aslında çok güzel katkı ve paylaşım yapıyorlar. İşte bir demet: *** Ahlak ahlak ahlak: İzin verirseniz size bilmediğinizi tahmin ettiğim bir dilden bir sözcük öğreteyim. Türkiye'de bu sözcüğü bilen, kullanan ifade ettiği anlamın sınırları içinde davranan epeyce bir nüfus var aslında. Bu sözcüğü annem erkes olduğu içi

Mansur Yavaş spekülasyonları üzerine

Aslında ben de bu yazıyı yazmamalıydım. Sanki Mansur Bey'in cumhurbaşkanını ziyaret etmesi üzerine kopan gürültüye katkıda bulunmuş olacağım. Evet, peşinen özür fakat kendimi alamadım, spekülasyonları sürdürmek amacıyla yazmadığımı tahmin edersiniz. Bu bir karşı yazı. Cumhurbaşkanı ile Mansur Yavaş'ın Beştepe'de fotoğrafları yayınlandığı sırada akş

'Parti devleti' işbaşında, siyasi propaganda içinde mi

Liberal görüşlü arkadaşımla sohbet ediyoruz. İşi gereği çeşitli çevrelerle ilişkisi oluyor şüphesiz. Bu ilişkiler içinde bazen devletin yetkilileri, kurumsal temsilcileri, kısaca "adamları" da oluyor. Güvenlik işleri olabilir, ülke yararı için yabancılarla ilişkilerde bulunmak zorunluluğu da olabilir. Buraya kadar hiçbir sorun yok. Fakat bu "devlet

Üsküdar: Bir dönem bitti, yeni dönem başladı

Üsküdar, bir buçuk yıldır muhalif belediyelere karşı tezgâhlanan operasyonların amacının çok net olarak iktidar tarafından ilan edildiği ilçe oldu. Hayır bu yeni bir şey değil, başından beri yazılıp çiziliyor dile getiriliyordu ama birkaç belediyelerde (Uşak gibi, Manavgat gibi..) yolsuzlukların somutlaşması, tüm operasyonların amacının gerçekten y

'Atı alan Üsküdar'ı geçti'nin yeni versiyonu

Kör gözüm parmağına, deyimi çetrefillidir. Evet göz göre göre anlamında kullanılır, bu anlaşılırdır. Ama kör gözüm parmağına nereden nasıl evrilerek bu halini aldı, bilemiyorum. Ama Üsküdar'a uydurmak istesem, "Kör gözüm Üsküdar'a" mı diyeceğim yoksa "Üsküdar'a kör gözüm" mü... Gevezelik ettiğimin farkındayım. Artık bize iktidar diyor ki hiçbir şey

Ümmet mi millet mi Av kim, avcı kim

"Kürt meselesi" çözümleri çerçevesinde bugün tartışılan konular, aslında 2013'te tartışılmıştı. O zaman yazdığım yazılardan birinde (2014, demek 12 yıl önce) ümmet-millet konusunu tartışıyordum. Bakın o dönem Öcalan ne diyordu. Tabii Kürt siyasi hareketi (hepsi birden) 12 yıl içinde epey mesafe aldı, Lozan'a saldırdı, yeni bir Türkiye kuruluşu ilan

Bir 'kırmızı perşembe' olayı üzerine

Silivri Cezaevi'nin yeni yapılan devasa salonundayım, arkadaşlara soruyorum, heyet nerede, diye. Ta uzakta bir yeri gösteriyorlar. Orada birileri var, görsen de görmesen de var. Bit gibi görünüyorlar tabiri caizse. Hiçbirinin yüzünü görmen mümkün değil. Evet siyah saçların (siyah mı bilmiyorum) önünde yüz olarak tahmin ettiğin beyazlıklardan yargıç

Bir insan ölünce her şey mi ölür

Bakın doğum kaderde yok ama ölüm herkesin kaderinde var. İlki raslantısal, ikincisi ise kesin. Bir insan ölünce sadece o ölmüyor, yaşadığı sürece kurduğu tüm bağlantılar da ölüyor. Mesela kaybettiğimiz Şükran Soner'i düşünerek yazıyorum bunları, bir süre akla takılıp sonra uçup giden düşünceleri belki de şimdi yakalamanın ve dile getirmenin zamanı.

Yeni anayasa mı, hülle hazırlığı mı, yoksa salt değişiklik mi...

Cumhurbaşkanının masasında incelenmekte olan bir anayasa taslağı olduğu kulis haberlerini okuyoruz. Tek gerçek var: Anayasa ile yapılacakların hepsinin hedefi Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı yeniden beş yıl daha seçtirmek. Bahçeli'nin tek hedefi de bu, 2015'ten beri sürdürdüğü siyaset vitrininde sürekli kalmasının yolu. özüm sürecinin vitrindeki baş aktörl