Bu serinin son yazısı. Biliyorsunuz, tedbirli butlan kararı veren mahkeme, 50 günü aşkın bir süre dosyanın üzerine yattıktan sonra, yargı tatiline 1 gün kala dosyayı gönderdiği Yargıtay eylülde bakacağız dedi. Belki ekime sarkar.
Mahkemenin dosyayı uyutmasının nedeni, Özgür Özel'in CHP içindeki konumunun ve Yeni Parti kuruluşunun netlik kazanması. CHP'deki siyasi kargaşa sürerken karar verilmesi zor. Artık Yeni Parti kurulduğuna göre, kararın sürüncemede bırakılmasının nedenleri de ortadan kalkmış oluyor. Zamanlama mükemmel!
Yargıtay'ın önünde siyasi olarak iki seçenek var. Butlan kararını asla kaldırmayacağına göre (bu seçenek safdışı), ya tedbir kaldıracak ya da kararı onaylayacak.
Aslında Yargıtay için zor bir seçenek çünkü vereceği her iki karar da hukuki değil, siyasi olacak, yani Yargıtay kendi üst yargı niteliğini de sorgulatacak bir karar verecek. Hukuki karar seçeneğini safdışı bıraktığımız için bu konuda bir beklenti olmayınca beklenti, butlan kararından tedbiri kaldırmak veya istinafın kararını olduğu gibi onaylamak.
Şimdi bu iki seçeneğe bakacağız. Bu iki seçenek de aslında yargının üzerinde dolaşan siyasetin gölgesiyle ilgili.
Mutlak butlan kararını toptan reddederse gerçekten siyasetten bağımsız davranmış olacak. Bu olanak dışı, dedik. Kararı onaylarsa tam siyaset doğrultusunda hareket etmiş sayılacak. Bu mümkün, yargının durumu itibarıyla beklentilere uygun.
TEDBİRİ KALDIRABİLİR MİTartışılan esas seçenek, karardan tedbiri kaldırmak. Kılıçdaroğlu bu tedbir kararı gereğince CHP'nin başına oturtuldu. Eğer Yargıtay bu tedbiri kaldırırsa şimdi CHP'nin başına oturtulan ekip pılısını pırtısını toplayın koltukları boşaltacak çünkü meşruiyeti kalmayacak ve önceki yönetime devredilecek parti. Yani Özgür Özel ve arkadaşlarına.
Fakat artık onlar da Yeni Parti'de oldukları için tüzük gereği, partiyi hemen kurultaya götürmek üzere parti içinden bir vekil atanır. Kurultay süreci başlatılır.
Burada soru, Yargıtay'ın bunun yapıp yap(a)mayacağı...
Yargıtay 3. Dairesi, "Eee bu kadarı da fazla artık, bizim de bir hukukçu kimliğimiz var, onu korumalıyız, zaten Yeni Parti kuruldu, bırakalım bir an önce kurultaya gitsinler" der ve tedbiri kaldırır mı Aslında böyle bir karar yargı üzerindeki büyük güven kaybını tamir etme ve "iktidar yargısı" laflarını boşa çıkarma amacını da taşır.
BÖYLE BİR OLASILIK VARFakat tedbiri kaldırma kararı, KK'yi de tasfiye etmenin yolunu açacağı için iktidar siyasetinin ne kadar hoşuna gider, politikasına uygun olur sorusunu ortaya bırakır.
Seçim sürecine girilmişken CHP'nin belki de seçime girmesini engelleyebilecek bir tarafı da olabilir tedbirin kaldırılmasının.
Bu bakımdan partinin KK'ye teslim edilirken umulan yarar da gerçekleşmemiş olur.
Üstelik, kurultay sonucunda belki de CHP'de yeni yönetim, iki partinin birleşmesine de yol açabilir.
Yani tedbiri kaldırmanın iktidara bir maliyeti var.

3