Yazar, okullardaki saldırıları toplumsal şiddetin sistem genelinde yayılmasının kaçınılmaz sonucu olarak görüyor ve bunun arkasında erkek egemenliği, mafya kültürü ile medyanın desteklediği 'bulaşıcı etki' ve 'kopya etkisi' gibi bilimsel mekanizmalar olduğunu savunuyor. Yazının temel argümanı, birbirine bağlı toplumsal katmanların hepinin aynı zehirden etkilenmesine karşılık, çeşitli dirençleri olduğu; ancak bu dayanıklılığın eğitim ve siyasi ahlaksızlıklar karşısında yeterli olup olmadığı sorusu açık kalmaktadır.
İki okul saldırısının beklenmedik boyutları ülkeyi sarstı. Fakat ülkedeki toplumsal ve siyasi şiddet ortamının okullarda da etkisini göstermesi şaşırtıcı olmasa gerek. Sonunda Türkiye'de bileşik kaplarda yaşıyoruz. eşitli boyut ve hacimlerde birbirine bağlı cam kaplara döktüğünüz su, hepsine eşit düzeyde yayılır.
Ne "dökerseniz" içine... Biraz zehir, biraz veya çok şiddet, biraz korku, bol bol mafya, çok çok çete-mafya, epey toplumsal parçalanmışlık, bol bol cinayet, rezil rol modellikleri, kötü siyaset, siyasi ahlaksızlıklar, yasa tanımazlıklar, devlet içindeki kanunsuzluklar vb.
Bunların hepsinin bütüncül bir etkisi var bileşik kaplarda. Kimisi az, kimisi yoğun, kimisi çok, kimisi yıkıcı, kimisi ölümcül...
Birbirine bağlı yüzlerce kalın, ince uzun, eğri, şişman, yamuk, çok ince, çok kalın vb. cam kapların her birinin, ülkenin çeşitli toplumsal katmanlarını temsil ettiğini düşünebilirsiniz. Her kap, içindeki toplumsal katman dolayısıyla birbirinden farklı niteliklere sahip. Direnci, tepkisi, savunması, ayılması bayılması; kabul edişi, reddedişi; bilinci, eğitimi, zekâsı, kavrayışı birbirinden farklı olacaktır.
Ama olacaktır.
***
Mesela kadın cinayetleri... Bu cinayet türünü (tabii aile içi), okullardaki ve toplumdaki diğer şiddet olaylarından ayırmak gerekir. Şüphesiz, "bileşik kaplardaki etkisini" hesaba katarak kadın cinayetleri, daha çok ciddi ve kadim erkek sorunudur, kaynağı da erkek egemen toplumun bütün hışmıyla hâlâ hüküm sürmesinde yatar; siyasi, dini toplumsal ve eğitsel... Neredeyse tüm açılardan.
Sadece birkaç hatırlatma: Mesela Almanya'da, 2024'te yaklaşık 191 kadın partner/aile tarafından öldürüldü; toplam kadın cinayeti sayısı yaklaşık 308. Fransa'da partner/ aile kaynaklı cinayetlerde Macron döneminde (yaklaşık 5-6 yıl) 900+ kadın cinayeti kaydedildiği belirtiliyor.
Fransa ve Almanya'da kadın cinayetleri Avrupa standartlarına göre orta-yüksek seviyede; özellikle partner/aile kaynaklı vakalar istikrarlı veya hafif artıyor. ABD'de ise genel şiddet ve silahlı cinayetler nedeniyle kadın cinayetleri hem mutlak sayı hem oran olarak daha yüksek. Avrupa'da ev içi şiddet kaynaklı cinayetler toplam kadın cinayetlerinin büyük kısmını oluşturuyor. ABD'yi hiç saymıyorum: Yılda 5 bine yakın.
Erkek egemenliğinin toplumda yıkılması gerekiyor.
***
Okullarda işlenen cinayetlerde (ve akran zorbalıklarında) bileşik kaplara akıtılan zehirlerin rolü büyük. Mafya ve çeteleşmelerin etkisi: TV'lerde neredeyse toplumu iki mafya örgütü tarafına ayıran, pek çok mafya yapılanmasının birbirleriyle savaştığı, yüzlerce insanın kitlesel olarak öldürüldüğü dizi filmler özellikle gençlik içinde kök salıyor.
ocukların içlerine çekildiği yüzlerce çete durup dururken filizlenmedi. İşsiz, dahası okullarını bırakmış gençlerin her türlü silahı kullanması, durup dururken gökten vahiy ile inmedi. Hapishaneler bu genç çete üyeleriyle dolu. Hepsi çıkınca mafyanın seçkin adamlarına dönüşecek. Hapishaneler birer "mafya ve suç kültür eğitimi" edinilen yerler.

4