Tahran'ın yeni yüzü ve kadınların değişim baskısı

Dünkü yazımda İran notlarının sonuncusu olduğunu belirtmiştim ama henüz öğleden sonra Türkiye'ye dönüş olacağı için birkaç ilginç bulacağınız konuya daha değineyim.

Salı günü Tahran dışına bir yolculuğa çıktık. ok büyük bir kütüphaneyi görecektik.

Gele gele muazzam bir süper ve lüks alışveriş kompleksine geldik, kentteki alış verişdokusunu da içine alan adeta bir "Küçük Tahran" yaratılmıştı. İran Moll. Kütüphane de içindeydi, burası da devasa boyutuyla İranlıların övündüğü bir yerdi.

İran Moll, bazı yazılara göre dünyanın en büyük kompleksiydi. Oldum olası bu tür ultra lüks yapıları sevmem. Katedraller gibi insanı ezer. Dubai'dekinin iki katı büyüklükteymiş. 1.5 milyar dolara mal olmuş güncel değeri 6 milyara yakın. Projenin arkasındaki güç İranlı işadamı Ali Ansari, yapım sürecinde destekleyici bir banka batmış ve kapatılmış, İran devleti duruma el koymuş, şimdi parça parça bu dev yapıyı satarak borçları kapatacakmış.

Yapımı sırasında da geniş tartışmalar olmuş. Ekonomik kriz zamanında büyük bir israf, zengin elitlere hizmet, yerel esnafı batırıyor denmiş.

Bu süper lüks kompleksin çevresinde çok katlı yeni bir Tahran yükselmeye başlamış.

BAŞI AIKLARLA DOLU

Buradan kadınların örtünme zorunluluğuna yeniden değineyim. İran Moll'u gezerken, özellikle genç kızların ve giderek sayıları çoğalan kadınların başları açık gezdiklerini not edeyim. Karışanları yok. Z kuşağı adeta öncülük ediyor.

Mahsan Amini'nin öldürülmesi üzerine başlayan "Kadın, yaşam, özgürlük" protesto hareketi bir sonuç vermiş görünüyor. Gerçi bu konudaki yasalarda bir değişim yok ama kadınlar toplumsal hayatta fiili bir direnç yarattılar ve toplumsal kuralları kökten sarsıcı etkilere yol açtılar. Bir fiili olarak "sivil itaatsizlik" durumu var.

Z KUŞAĞI ÖNCÜ GİBİ

Gelenek kültürde bu tür köklü değişimler çok yavaş gelişir ama İranlı meslektaşlarla sohbetlerde, yaşlı nesillerin kafalarında biraz daha hoşgörü kapıları aralanmış olduğu dile getiriliyor. Bu konuda bir geri adımın atılması beklenmiyor, yönetim "ahlak polisi"ni başörtüsü konusunda uyarmış kısmen geri çekmiş ve bu konuda toplumda bir sakinlik hâkim.

Tahran başta, büyükşehirlerde kadınlar, sokaklarda, kafelerde, hatta havaalanı ve banka gibi kamu binalarında başörtüsüz veya serbest kıyafetlerle daha görünür şekilde dolaşıyor.

Meslektaşlara göre, gençlerin kontrolü altındaki bazı mekânlarda ve konserlerde başörtüsüz dans edip şarkı söylendiği sahnelere rastlamak daha yaygınlaşmış. Ama yüz tanıma teknolojileriyle bazı takipler az da olsa devrede olduğuna ve bazı eğlence yerlerinin cezalarla karşılaştığına ilişkin iddialar var, doğrulanmaya muhtaç. Tahran'da başı açık diye müdahale edilen bir olaya rastlamadım. Devlet kurumlarında çalışan kadınların ise henüz başlarını açmak gibi bir lüksü yok.