Epeydir görüşemiyorduk. Birkaç ay önce Ankara'ya gelişinde haber verdi, "Gel Anıtkabir'e birlikte gidelim" demiş fakat ilk kez bu davete katılamamıştım. Her gelişinde ziyaretini birlikte yaparız! Nobel Madalyası da orada, Ata'ya ithaftır.
İllet bir beyin kanseri olan Glioblastoma'yı farelerde geliştirdiği "Sancar Yöntemi" ile iyileştirdiği haberini yazınca Türkiye'de büyük yankı uyandırmıştı. Sancar'a ve bana yüzü aşkın "bu yöntemle tedavi olmak isteyen" talep gelmişti. Aziz Hoca'nın yanıtı netti: "Resmi makamlardan klinik deneyler için izin almamız gerekir, bu da iki yıl sürer."
Sonra haberleştik, Sancar için yazdığım Nobel'in Öyküsü kitabının 9. baskısı bitmiş, 10. baskısını son araştırmalarını kapsayacak şekilde genişleterek baskıya hazırlıyordum. Mesaj attı, "Orhan Zoom üzerinden konuşalım" dedi.
Bugüne kadar böyle bir yöntemle konuşmamıştık, demek söyleyeceği önemli şeyleri var diye düşündüm.
MÜJDEYİ VERİYORYanılmadım, hoşbeşten sonra "Glioblastoma kanserine karşı klinik deneyleri Türkiye'de yapmak istiyoruz" dedi.
Benim yüzümde güller açtı tabii ki! Böyle bir karar hepimiz için mutluluk kaynağı idi.
Sancar, temel bilimsel nitelikteki ve ödül aldığı DNA'nın tamir mekanizması çalışmasından sonra bu çok önemli çalışmasının, doğrudan insanları iyileştirme olasılığı yüksek araştırmasının deneylerini ülkesine taşıyacaktı.
Orada tamamladığı bir araştırmanın klinik deneylerini burada yapmasına hiçbir engel yoktu.
Sadece Türkiye'de Sağlık Bakanlığı'ndan izin alması yeterliydi. Bakanlığın da severek izin vereceği açıktı. Bugüne kadar hastanelerimizde yabancı (ve bazen yerli) ilaçların klinik deneyleri yıllardır yapılıyor. Sancar'ın deneyi de oldukça basit karakterde...
Aziz Hoca, Sancar Yöntemi'nin de patent başvurusu yaptı.
Aslında bu konuyu anlattıkları makalelerini okuyan uygun ve deneyimli bilim insanları dünyanın her yerinde Sancar Yöntemi'ni uygulayarak klinik deneylerini yapabilir.
Bu bakımdan bir engel yok.
YAN ETKİSİ YOKAziz Hoca, Türkiye'deki büyük ilgi karşısında, Amerikan sağlık otoriterlerinden izin almayı beklemektense klinik çalışmanın Türkiye'de, büyük olasılıkla İstanbul'da bir büyük üniversite hastanesinde yapılması fikrini benimsedi. Böylece klinik çalışmalar hız kazanacak. Büyük olasılıkla da ABD'deki laboratuvarında fare deneylerini gerçekleştiren ekibindeki Türk doktora öğrencileri İstanbul'da klinik çalışmaları sürdürecek.
Fare deneylerinde toksikoloji (zehirlenme; organlara hasar verip vermediğinin incelenmesi) testleri başarılı geçti. Ciddi bir yan etki saptanmadı. Hiçbir fare ölmedi.

4