Ne bu şiddet, bu celal!
Başından beri, geldiğinden beri, koltuğa oturduğundan beri, 7 yılı aşkın bir süredir...
Dur durak yok!
Beklemek yok, nefes almak yok, bir tık durmak yok!
Dinlemek yok, göze bakmak yok, düşünmek yok, diyalog yok, empati yok!
Tartışmak yok, irdelemek yok, aramak yok, acaba yok, soru yok, merak yok, öğrenmek yok; kendisine, çevresine bir ünlem yok.
Hep haklı, hep (en) doğru, hep iyi, hep en namuslu, hep dürüst, hep mazlum...
Konuşması hep "dır", "dir", "tır", "tir".
Sadece saldırmak var, kavga var, sertlik var, parmak var, yumruk var, vuruşmak var, yıkmak var, devirmek var, parçalamak var, bölmek var.
Samimiyet sıfır, kol kola girmek sıfır, eli omuza atmak sıfır.
***
Gülümsemek sıfır, gülmek sıfır.
Hele kahkaha tam sıfır!
Mizah sıfır, kara mizah sıfır! (*)
***
Gönlü görmek sıfır, "içeri" bakmak sıfır. Dokunmak sıfır.
Sadece polemik, sadece bol demagoji, sadece kendine yontmak, sadece kendi ve cemaatinin çıkarı, sadece iktidar hırsı, sadece her pahasına kazanmak. Sadece güç birikimi. Sadece ele geçirmek. Sadece tam denetim.
***
Tam gözü kara. Tam inanç. Tam kilitlenme. Tam rap rap.
Hep cephede. Hep ateşte. Hep siperde. Hep top başında. Hep parmak tetikte.
Düşünceleri, politikaları hep sınır çizgisinde.
Toplumu iteklediği yer de hep uç nokta. Kendi bulunduğu yer.
***
"Beyaz gömlek" safsatacısı.
"Korkarak gidilmez, başarılmaz" laf üreticisi.
"Beni de dinlediler", "Dinlemeler bizimle ilgili değil" demagogu.

20