İran'a saldırı, bölgede deprem niteliğinde değişime yol açar

ABD Suriye'yi alelacele düzenledikten sonra, silahlı güçlerini (uçak gemileri başta) İran üzerinde yoğunlaştırıyor. Suriye'deki güç/iktidar düzenlemesi küçük ve kolaydı, çevresel bir olaya ve dönüşüme yol açmazdı. Ama İran'a yıkıcı ve rejim değiştirici bir saldırı, öyle değil, beklenmedik gelişmeleri tetikleyebilir.

Ankara seyirci mi kalır, İran yönetimine saldırının boşa çıkartılması için kendi içlerinde bir siyasal dönüşüm önerisi ve tavsiyesi mi yapar, yoksa arka perdede susar ve olacakları mı seyreder, veya gizliden gizliye iyi oluyor mu der, bilmiyorum.

ANKARA İYİCE KAYGILI OLMALI

Ama son zamanlarda İran ile dış işleri çerçevesinde ilişkiler, Ankara'nın gelişmelerden kaygılı olduğu işaretlerini veriyordu.

İran'ı yıkmak isteyen ana güç İsrail'dir.

İran'ı dize getirecek bir İsrail bölgenin tam bir kabadayısı, egemeni olacaktır. Dahası, şimdiden böyle görülmektedir.

Bu İran'la şüphesiz ki sınırlı kalmaz.

Cumhurbaşkanı ile Trump arasında ciddi bir kişisel dostluk ilişkisi varsa, ABD ile İran arasında bir arabuluculuk ile "savaşı" önleyebilecek girişimlerde bulunmak için bu ilişkiyi kullanmanın zamanı değil mi İlişki ak mı kara mı, tek taraflı mı, görülür.

İRAN CEPHESİ

İran yönetimi haklı istekleri, protestoları, isyanları kanla bastırmıştır. 10 bini aşan katliamdan bahsediliyor. En son Hazar Denizi kıyısındaki Raşt kentinde protestocuların sokaklarda sürek avı gibi kovalandığı ve taranarak pek çoğunun öldürüldüğü duyumları yayılıyor.

Kendi halkına yönelik bu nefret ve katliam gösterisinden sonra, bir emperyalist saldırı karşısında içte bir birlikten söz etmek söz konusu olmayacaktır. A

BD ve İsrail'in şimdi rejimi kesin çökertmek amaçlı hazırlığı ve saldırının yol açacağı büyük yıkım, köktendinci bir yönetimin ülkesini değil, iktidarda kalmayı düşündüğünü gösterecektir. İran'ı selametle bu badireden nasıl atlatırım konusunda bir farklı yaklaşımın zerresini göstermemiştir Molla yönetimi.