Bakın doğum kaderde yok ama ölüm herkesin kaderinde var. İlki raslantısal, ikincisi ise kesin.
Bir insan ölünce sadece o ölmüyor, yaşadığı sürece kurduğu tüm bağlantılar da ölüyor.
Mesela kaybettiğimiz Şükran Soner'i düşünerek yazıyorum bunları, bir süre akla takılıp sonra uçup giden düşünceleri belki de şimdi yakalamanın ve dile getirmenin zamanı.
***
Şükran 80 yaşında neler yaşadı, çocukluğu, gençliği, okulları, bin bir bağlantı içinden süzülerek çalışma hayatına girdi. 10 yaşında Yugoslavya'dan göç ederken o toplumdan ve ailesinden aldığı kültür ve bilinç, kendisini çalışma hayatı başta olmak üzere toplumsal hayatın tüm konularıyla iç içe yaşamanın kollarına attı. Bunların hepsinin çatısında şüphesiz ki siyaset vardı.
Burada öz yaşamöyküsünü yazacak değilim.
Anımsatmamın nedeni, yaşadığı süre içinde on binlerce kişiyle ilişki kurdu, binlerce haber yaptı, yorum yazdı, değerlendirmelerde bulundu, TV'lerde halkla buluştu, konferanslarda dinleyiciyle...
Tüm bu ilişkiler ağı içinde yaşadı Şükran. Ve tabii gazetesi Cumhuriyet bu ağın en önemli parçası oldu, 60 yıl boyunca.
Şükran'ı Şükran yapan bu ağ oldu. Hepimiz bu bağlantılar içinden süzülerek, yoğrularak gelmiyor ve kişiliğimizi oluşturmuyor muyuz
Aynı zamanda bu ilişkiler ağı içinde bin bir insanla, konuyla etkileşimde bulunmuyor muyuz Değişiyorsun ve değiştiriyorsun.
***
Birden ölümle tüm bağlantılar kopuyor. Seninle birlikte hepsi ölüyor.
Hiç kimse veya büyük bir çoğunluk, Şükran'ın hayatına nasıl değdiğinin farkında değil.
Mesela ülkede sendikal hareketin, grevlerin yürüyüşlerin zirve yaptığı ve ülke yöneticileriyle kanlı çatışmalar yaşandığı dönemlerde, Şükran'ın haber ve yorumlarıyla, ülkede farkındalık yaratarak, belki de hak ve özgürlüklerin kazanılmasında önemli etkileri olduğunu, olabileceğini düşünmeyiz.
Bugün, işçi sınıfı içinde, mücadelelerine, grevlerine, yürüyüşlerine sahip çıkan Şükran'ı hatırlayacaklar bir elin parmak sayısını geçmez.
Ama onların hepsi Şükran'ın içinde, bilincinde yaşıyor.
Yaşıyordu, şimdi bu bilinçteki yerlerini tamamen kaybettiler.
***
Şükran'ın çalışma masasını anımsıyorum, gazete, dergi ve kitap yığınları arkasında, kendisini görünmez kılardı adeta. Duvarda, camda iliştirilmiş kâğıt parçaları, fotoğraflar, hepsi işsiz kaldı ve yararsız şeylere dönüştü.
Telefonundaki bütün bağlantılar da öldü.

10