Adalet bakanına suç duyurusu: 'Suç işlemek amaçlı örgüt kurup yöneterek 20 milyar doları çalmak'

Size yabancı gelmeyecektir. Bu suçlama, Ekrem İmamoğlu ve çalışma arkadaşlarına ve aynı zamanda İstanbul'da pek çok muhalif ilçe belediye başkanına ve çalışanlarına adeta bir "terör örgütü kurma" suçlaması ile yapıldı. Başsavcılığın 4 bin sayfalık iddianamesi bu mantık üzerinde hazırlandı.

O dönem iddianamenin başsavcısı, şimdi Adalet Bakanlığı koltuğunda oturuyor.

Ve Türkiye başsavcısı gibi tüm olayları bizzat açıklıyor.

Tabii 20 milyar dolarlık fon hırsızlığı mı desem, yağmalanması mı, onun şu an içinde bulunduğu iktidar döneminde yapıldığı görülüyor.

Doğal bir belediyede iş yapma örgütlenmesini "suç işlemek amacıyla kurulan örgüt" gibi, kimsenin zerre kadar aklına gelmeyecek bir soruşturma konusuna/suçlamasına dönüştürmek aklın ne kadar ters çalışabildiğini göstermesi açısından ilginçtir. Bu açıdan bir holding şirketinin teşkilatlanma şemasını, dahası Adalet Bakanlığı veya diğer bakanlıkları hatta ülke yönetim şemasını da bu mantıkla suçlamaya umarım kimse kalkmaz.

Hayır, bu bakışın bir daha Türkiye Cumhuriyeti ülkesinde bir şekilde dile getirileceğini ve yönetim şemalarının suçlama konusu yapılabileceğini hiç düşünmem. Bu İstanbul Başsavcılığı'nın ilginç ve büyük bir buluşu olarak kayıtlara -belki de komik olay olarak- geçecektir.

Tıpkı İmamoğlu, Merdan Yanardağ ve daha iki kişiye casusluk suçlaması gibi. Bahane üretirken hiç olmazsa mantık sınırları içinde kalmayı bile gereksiz gören bir zihniyeti yaşadık ve yaşıyoruz.

***

Lafı uzattım, amacım aslında, "suç işlemek amacıyla örgüt kurmak" gibi bir şemanın fon hırsızlığında görüldüğünü anımsatmak. Başsavcılığın İBB'ye yönelik komik suçlaması veya muazzam buluşu, şimdi ise tam tamına "20 milyar dolarlık fon vurgunu/yağması" olayına cuk oturuyor. Ama Adalet Bakanlığı bunun farkında değil. Güleceksiniz, bu nedenle şöyle diyeyim; farkında ama bu şablonu fon vurgununa uygulamada cesaret sahibi değil, çekiniyor. Herkesin gördüğü bu vurguncu-kurumsal yapı ve siyaset ilişkileri ağını, suç işlemek için oluşturulmuş bu suç örgütünü görmek istemiyorlar.

***

Vurguncuların bir kısmı önce para-borsa piyasalarını yasalara uygun denetlemek için kurulan kurumlarda yer tutuyorlar. Sonra tuzağı hazırlıyorlar. Kurdukları yatırım fonlarına önce yüksek getiriler göstererek milleti bu fonlara çekiyorlar, bu tuzak fonlarında üstelik iki-üç yıllık çok kısa bir süre içinde 20 milyar dolara yakın para birikmesini sağlıyorlar.

***

Bunu nasıl yaptıkları da açıklandı. Bazı küçük şirketlerle anlaşıyorlar. Hisselerini veya bir kısmını satın alıyorlar. Sonra bu şirketlerin hisselerine veya kendilerine büyük paralar yığıyorlar, değerlerini 500- 1000 kat yükseltiyorlar. Bunların üzerine başka fonlar kuruyorlar. Millet parasını bu zor koşullarda değerlendirmek için bu fonlara yöneliyor. Birbirlerine tavsiye ediyor, fonlara büyük rağbet oluşuyor, bankalar müşterilerine yüksek getirili bu fonları tavsiye ediyor.

Kimse bu değirmenin suyunun kesileceğini (kârını realize edeceğini ve fon olayının patlayacağı noktadan sonra milletin fonlardan parasını çekmeye başlayacağını, milyarlar yatıranların da parasını çekip fondan çıkacağın) ve bu kadar kâr vaat edenlerin bu kârı nerelerden sağladığını düşünmüyor. Zerresi düşünmüyor. Parasının yüzken bin, on bin olmasına bakıp gelecek hayalleri kuruyor. Fon kurucularının hırsız olduğundan zerre şüphe etmiyor, hepsi iktidara yakın, itibarları tepede iş insanları değil mi! Üstelik ekranlarda bol bol başarılı işadamları diye reklamları yapılmıyor mu!