'Uyandırın bizi'

1940'lı yılların ortalarında başlayan "materyalist kirlenme"ye karşı "Yeşil Kuşak" oluşturmakla başlayan Amerikancı politikaların "ulus devletlerin bittiği" yaygaralarıyla etnik ve dinsel ayrılıkların kışkırtıldığı, "Osmanlı millet (ümmet) modeli"nin dayatıldığı koşullarda Cumhuriyetimiz, yaşamsal bir tehlikeyle karşı karşıya.

CANLANDIRILAN FEODAL KALINTILAR

Cumhuriyetle birlikte etkinliğine, egemenliğine son verilen teokratik feodal devletin temsil ettiği padişahlık, hilafet, şeriat yanlıları; laik Cumhuriyetin, Atatürk'ün düşmanı olarak emperyalizmin desteğiyle büyüyerek güçlendi.

Emperyalizmin işbirlikçileri, "Sünniliğin politikleşmesi" olan Nakşibendiliği Bağdat'ta kuran Mevlana Halit'in torunları, Irak'taki Şeyh Mahmut Berzenci, Kürt Teali Cemiyeti Başkanı Seyit Abdülkadir, Cumhuriyete karşı ayaklanan Şeyh Sait'ti.

1925'te politik yaşamdan dışlanan Nakşibendilik ve Nurculuk, Demokrat Parti'nin iktidara gelmesinden sonra yeniden canlanmaya başladı.

Emperyalizmin desteklediği, Osmanlı milleti kavramını benimseyen, "komünizme karşı aktif bir tutum içinde" olan ve "Beni serbest bırakınız. Elbirliğiyle komünistlikle zehirlenen gençlerin ıslahına ve memleketin imanına, Allah'ın birliğine hizmet edeyim" (Şualar) diyen Sait Nursi, Emirdağ'a sürgüne gönderilmişti.

Kendisine son model bir araba hediye eden Başbakan Adnan Menderes'i şeriat bayrağıyla selamladı ve tarikatı, seçimlerde desteklediği Demokrat Parti'nin korumasıyla meşrulaştı.

Nâzım Hikmet o günlerde yazdı:

"Eli kolu zincirler vurulmuş/ Vatan çırılçıplak yere serilmiş/ Oturmuş göğsüne Teksaslı çavuş/ Beyler bu vatana nasıl kıydınız.."

EMPERYALİZM VE TARİKATLAR

Graham Fuller'in Türkiye'nin köleleştirilmesini amaçlayan ve Sünni mezheplerin tarikatlaşması, politikleşmesi, güçlendirilmesini öngören "İslamın Canlanışı" raporu doğrultusunda emperyalizm, Cumhuriyet düşmanı gerici güçleri besleyerek destekledi.

Paul Henze, "Atatürk ilkelerinin cenaze namazını Sait Nursi'nin öğretilerine kıldırmayı" önerdiği "Türkiye: 21. Yüzyıla Doğru" adlı raporunda; "Sait Nursi'nin öğrencileri olan Nurcuların bilim, modern bilgi ve ciddi modern eğitimin geleneksel olarak İslamda bulunduğunu savunduklarını; Türk aydınlarının Nakşibendiler konusundaki kaygılarının yapay olduğunu; Türkiye'nin doğusunda ve kasabalarında yaygın olan Nakşibendilerin eski Sovyetler'de ve İslam dünyasında güçlü olduğunu; geriye dönük olmadıklarını; eski Sovyetler'deki Türk Cumhuriyetler bağlantı için Türkiye'deki Nakşibendiler ve Nurcularla işbirliği yapılması gerektiğini, Kemalizmin-Atatürkçülüğün ise öldüğünü" yazdı.