Emperyalizmin düzeni; insanın emeğini, onurunu, sevgisini, özverisini katarak yarattığı "insani"; halkların katliamlara, hapishanelere, işkencelere, darağaçlarına karşın elde ettiği "ulusal"; insanlığın yüzlerce yıldır süren savaşımıyla kazandığı "evrensel" değerleri çürütüyor.
Emperyalizmin düzeni ülkemizde de bellekleri silerek insani ve ulusal değerlerimizi yok etmeye çalışıyor.
Ama yok edilemeyen değerlerimiz var; Nâzım Hikmet gibi.
İNSANLIĞIN VE UMUDUN ŞAİRİNâzım Hikmet'in insanı, insanlığı kucaklayan şiirleri yüreklere sığmıyor; kitaplarla odalara, şarkılarla kulaklara, afişlerle duvarlara, gümbür gümbür dizeleriyle alanlara, salonlara konuk oluyor.
İnsana, insanlığa insanın özgür ve anlamlı yaşama mutlaka kavuşacağına olan güveniyle Nâzım Hikmet iyimser ve umutlu bir insandır.
İnsanlığın ve umudun şairidir o.
"Kötümserlik bir felsefe sistemi, bir görüş zaviyesi olarak berbat bir şeydir ve kolay bir şeydir, güç olan, zor olan ümitli olmak, iyimser olmaktır sanatta" diye düşünür.
"İnsanlarımı seviyorum, bütün zaaflarına ve kepazeliklerine rağmen onlara güveniyorum, tarihi onlar yapmışlardır ve onlar yapacaklardır. İşte sanatım aydınlıksa, ümitliyse, palavracı değilse bundan dolayıdır" der.
İlk şiiri "Feryad-ı Vatan" (1913), "Vatanın parçalanmış umudu/ Bekliyor senden ümit" dizeleriyle biter. Nikbinlik şiirindeki; "Güzel günler göreceğiz çocuklar/ Güneşli günler göreceğiz..." dizeleri umudunun, iyimserliğinin yansımasıdır.
Kendisini; "Tepeden tırnağa insan/ Tepeden tırnağa kavga ve ümitten ibaret ben..." (Rubailer) diye tanımlar ve "Stronsium 90" şiirinde yaşamına yön veren bu umudu vurgular:
"Stronsium 90 yağıyormuş/ Ota, süte, ete,/ Umuda, hürriyete,/ Kapılarını çaldığımız büyük hasrete."
UMUT EŞİTTİR EKMEK, ÖZGÜRLÜKOnun için umut, ekmekle, özgürlükle, sömürüsüz bir dünya özlemiyle eştir. Saat 21-22 Şiirleri'ndeki; "Yaşamak: Ümitli bir iştir, sevgilim... Seni düşünmek güzel şey, ümitli şey... Onlar ümidin düşmanıdır sevgilim... Bursa'da havlucu Recebe,/ Karabük fabrikasında tesviyeci Hasana düşman,/ fakir-köylü Hatçe kadına,/ ırgat Süleymana düşman,/ sana düşman, bana düşman,/ düşünen insana düşman,/ vatan ki bu insanların evidir,/ sevgilim, onlar vatana düşman..." dizeleri, umut dolu bir şairin yaşam felsefesinin şiirinde gerçekleşmesidir.
"Korku" şiirindeki; "Ümitten korkuyorlar Robson, ümitten korkuyorlar, ümitten" dizesinde onun umut sözcüğüne verdiği yüklü anlam vardır.
Onun şiirinde yaşama anlam katan, yaşamı değerli kılan bir kavrama dönüşen umut, "Lehistan Mektubu" şiirinde "en kutsal umudumuzun ağacı..." dizesiyle ete kemiğe bürünür.

8