Öğretmen yetiştirme

Profesyonel kamu görevi niteliğindeki öğretmenlik mesleğinin Fransız Devrimi'nin ürünü olduğunu söyleyen Dr. Niyazi Altunya, Türkiye'de Öğretmen Yetiştirme Deneyimi 1848-2018 (Öğretmen Dünyası) adlı yapıtının girişinde şöyle diyor:

"Öğretmenlik mesleği ile öğretme sanatı aynı şey değildir. ünkü öğretmenin görevi, belli bilgi ve becerileri öğretmekle sınırlı olmayıp çok kapsamlıdır: ocuğun gelişimine yardımcı olmak, onu koruyup kollamak, ona yurttaşlık bilinci kazandırmak, onun topluma uyumunu sağlamak ve en önemlisi onun aklını özgürleştirerek yön duygusu kazandırmaktır. Kısacası öğretmen, birey ve toplumun ortak çıkarını gözeterek çalışan bir kamu görevlisidir."

ÖZNE ÖĞRETMEN YETİŞTİRME

Öncesinden başlayıp Cumhuriyet dönemi öğretmen yetiştirme serüvenimizi aktararak Türkiye'nin bu konuda büyük deneyim ve birikime sahip olduğunu söyleyen Altunya, bugün öğretmen yetiştirmede yaşadığımız sorunları sıralıyor.

Öğretmen yetiştirme çabasının plansız ve başıboş olduğunu; bilgi yığmaya dayanan eğitim fakültelerinde deneyerek öğrenme, yaratıcı çalışmalar, sanat, spor etkinliklerinin olmadığını söylüyor.

Akılcı bir politika ve bir planlamayla geçmiş zengin deneyimimizden de yararlanılarak öğretmen yetiştirmede başarılı olacağımızı söyleyerek ayrıntılı "eğitim üniversitesi" önerisini sunuyor.

TÜRKİYE'DE ÖĞRETMEN YETİŞTİRME

İsa Eşme, Türkiye'de Öğretmen Yetiştirme/ Dünü, Bugünü, Geleceği (Cumhuriyet Kitapları) adlı kitabında, öğretmen yetiştirme tarihimizi özetliyor ve "Öğretmen yetiştirme üniversite bünyesinde yapılmalı. Eğitim üniversitesi kurulmalı" deyip özelliklerini sıralıyor:

"Öğretmen yetiştirme formasyon eğitimine indirgenmemeli. Arz-talep dengesi asıl alınmalı. MEB ile işbirliği yapılmalıdır."

Öğretmenliğin yerini sorgulayanlara seslenen Türkiye'de Öğretmen Yetiştirme (L. Işıl Ünal-Adnan Gümüş-Celal Gürbüz-Mehmet Durdu Karslı-Sibel Güven-Mehmet Yıldızlar-Mustafa Sağlam-S. İlhan Sezgin-Mehmet Taşpınar-Ayhan Ural, Pegem Akademi) adlı çalışmada, "Öğretmen yetiştirmenin tarihi, programları, politikaları, felsefesi genişliğine ve derinliğine" inceleniyor.

Kitabın editörü Dr. Songül Aynal Kilimci şöyle diyor:

"Bir tırtılın kelebeğe, bir piyonun vezirliğe ulaşması gibidir öğretmenlik. Uzun uğraşılar, sağlam kişilik, geniş ufuk, önderlik vasfı ve hepsinden önemlisi meslek aşkı gerektirir. Bilgiyi potansiyel geleceğinin/öğrencinin kafasına boca etmekten ziyade o bilgiyi kullanabilecek, hayatının farklı evrelerinde gerekli geçişleri ve gerekli devrimleri yapabilecek donanımda kişi yetiştirmektir hedeflenen..."