İmam Gazzâlî'nin yazma arzusunu iradeyle ilişkilendirdiğini, zengin bir manaya sahip olması nedeniyle bu kavramı müstakil olarak ele almamız gerektiğini söylemiştim. Gerçekten de iradenin kelam ilminin çetin meselelerinden biri olması nedeniyle bizim bir köşe yazısının hacmi içinde o bilgiyi ihata etmemiz mümkün olmadığı gibi, günümüzün üfürükten tayyare cümlelerini edebiyat nazariyatı zanneden yazı ilgililerine ondan bir fayda sağlamamız da zor olacaktır. Ancak "Bizim de Batınınkiyle benzer ama asla aynı olmayan bir yazı nazariyatımız var" diyebilmenin başka bir yolunu bulamadığımızdan yine de irade, meşiet ve yazı ilişkisinden özetle bahsetmeyi seçiyoruz. Kimyâ-yı Saâdet'inde Allah'ın mülkünde nasıl padişahlık yaptığını, âlemi hangi yoldan idare ettiğini, meleklere hangi görevleri yüklediğini ve onların nasıl mukabelede bulunduğunu, emri göklerden yere nasıl gönderdiğini, yerdekilerin işlerini göklere havale etmesini ve -en geniş anlamıyla- rızıkların anahtarlarını göklere teslim edişini anlamayı kendini bilme şartına bağlayan ve bunu padişahlık metaforu eşliğinde "Sen kendi (beden) ülkende padişahlığını nasıl yürüttüğünü bilmezsen, âlemin Padişahı'nın padişahlığını yürütüşünü nasıl anlayabilirsin" şeklinde bir uyarıya bağlayan Gazzâlî, bu bağlamda yazma eylemini şöyle özetler:"Önce kendi işlerinin nasıl meydana geldiğini düşün. Meselâ; yazı bir kâğıt üzerine 'Bismillah' yazmak istediğin zaman, önce sende yazmak isteği meydana gelir. Ondan sonra kalbinde bir hareket, bir kıpırdanma hâsıl olur. O kalp senin sol tarafında kozalak şeklindeki et parçası olan zahir kalptir. Zahir kalpten lâtif bir cisim (gözle görülmez) hareket edip dimağa yükselir. Bu lâtif cisme tabipler 'ruh' diyorlar. His ve hareketlerin hamalı budur. Bu ruh hayvanlarda bulunan ruhtan farklıdır. Hayvanlardaki ruh ölür. Bu ruh ise, asla ölmez. Allah Teâlâ'yı bilme mahalli olan budur. Bu ruh dimağabeyine ulaşınca, 'Bismillâh'ının sureti, hayal kuvvetinin yeri olan dimağın birinci odasında meydana gelmeye başlar. Daha sonra bu hâl dimağdan bedenin her tarafına dağılmış; hatta parmakların uçlarında iplik gibi bağlanmış sinirler vasıtası ile, bütün organlara iletilir. Bu anlatılan sinirleri, gayet zayıf olan kimselerin kolunda görmek mümkündür. Sinirler hareket edince, parmakların uçları harekete geçer, parmak uçları da kalemi oynatır. Kalem de mürekkebi hareket ettirir. Böylece Besmele sureti hayâl merkezinde (odasında) olduğu gibi, kâğıt üzerinde meydana gelir. Duyular yardımı ile meydana gelen yazı işinde en çok göze ihtiyaç duyulur."Bu noktada "yazmak istediğin zaman, önce sende yazmak isteği meydana gelir" cümlesine tekrar dönen Gazzâlî, isteğin kalpte meydana gelip uzuvlara yayılışıyla, Allah'ın iradesinin arşa yayılması arasında bir benzerlik kurarak, Allah'ın iradesinin arşın en son noktasına kadar yayılmasındaki gibi, ruh kaynaklı ya da etkili arzunun da bedende yayılarak dimağa ulaştığını söyler. Eğer yazara kendini ve Rabbini bilmek ve bilmeyenlere yazı yoluyla bildirmekten
Alvarlı Efe'nin dilinden bayramın hakikati
17-03-2026
26
İbn Arabî'nin yönelme ve yönetmeye dair öğütleri
12-03-2026
25
Bilginin itibarı: Nakib el-Attas'a rahmet
10-03-2026
42
"Kâbe Kitabı"
07-03-2026
48
Şehr-ü Ramazan ve oruç
01-03-2025
560
Medine hakkında üç kitap
07-03-2024
347
Özbekler Tekkesi'nin kısa hikayesi
17-05-2025
292
