'Toprak kardeşliğimiz' için

PKK Terör Örgütü'yle arasına mesafe koymayan, bilakis onun siyasi ayağı olduğunu her fırsatta ifşa eden DEM partisinden iki kişi, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın muvafakati ve Bahçeli'nin ön vermesiyle İmralı ile görüştüler.

Bu görüşme sonrasında, "Sayın Bahçeli'nin ve Sayın Erdoğan'ın güç verdiği yeni paradigmaya, gerekli katkıyı sunma kararlılığı; Türk-Kürt kardeşliğinin yeniden güçlendirilmesi; Türkiye'yi hak ettiği düzeye taşıyacak bir kılavuzluk; Türkiye ve bölge için barış, demokrasi ve kardeşlik devrinin açılması" temelinde yapılan bilgilendirmeyi takiben, hararetli bir tartışma da hemen başladı.

Bu tartışma şimdilik şu zıtlaşmada yürüyor gibidir:

1-Türkiye'nin siyasi ve askeri gücündeki artışa bağlı olarak Suriye devriminde yüklendiği rol, PKK Terör Örgütü'nün ve onun türevi olan sair örgütlerin hareket alanını daralttı.

Başta ABD olmak üzere yardım ve yataklıklığında faaliyet gösterdiği ülkeler tarafından terkedilen PKK Terör Örgütü, şimdi baş başa kaldığı Türkiye'den insaf ve merhamet dilenir hale geldi.

Bu aşamada, Türkiye artık çözüm süreci vb. adlar altında siyasi ve askeri bir sürçmeye tekrar maruz kalmaksızın, Kürtler adına hareket ettiğini söyleyen PKK Terör Örgütü'nden kendi Kürt halkını da her zamanki gibi koruma kararlılığıyla, bu örgütün başına bir balyoz gibi inmeli ve kaçabilecekleri son noktaya kadar onları sürmelidir.

2-Osmanlı bakiyesi olan yeni Türkiye, Anadolu halk(lar)ının milli(dini), tarihi ve siyasi olgularına ters olarak ulus devlet şeklinde yapılandırılmıştır.

Bu yüzden 1923-2002 yılları arasında işletilen zulüm çarkı, Türkiye tebaasında bir bölünmeye sebep olmuş ve bunun zararı giderek devletin kendisine dönmüştür.

Türkiye'nin başta Suriye olmak üzere zillete maruz kalan, iç çatışmalarla her şeyini kaybeden halkları, kendi tarihi ve siyasi kaderinin yeniden tahakkukuyla zorunu hale gelen yönlendirme ve yönetme sorumluluğu daha baştan Kürtleri de kapsamalı, mezkur zulüm çarkında heba edilen ülke içi kardeşlik ve eşitlik tekrar sağlanmalıdır.

Bu zıtlaşmada özetle "öldür kurtul", ve "ver kurtul" anlayışlarının hakim olduğu malumdur. Bu zıtlaşmanın medyatik tantanasında şu üçüncü yolun gerekliliği ise inşallah kısa zamanda anlaşılacaktır:

PKK Terör Örgütü, geçtiğimiz kırk yılda münferit ve toplu katliamlar yaparak, güvenlik güçlerini şehit ederek Türkiye'yi kana buladı.

Öncelikle bu örgütün dayanak olarak kullandığı eşitsizlik vb. argümanları kesin olarak ortadan kaldıracak bir anayasa yapılmalı ve halk tarafından onaylanmalıdır. Böylece bidayetinden beri Kemalizm'in Türkiye'ye giydirmek istediği kavmî zıbından ve gerici, faşist dayatmalardan kurtulmalıdır.

Bunun devamında, şimdiki ricat şartlarına tabi olarak PKK lağvedilmeli ve arkasından, kurucusu olan Öcalan başta gelmek üzere 40 yılın katilleri teker teker yargılanmalı; bebek katili Öcalan dahil kimin mahkumiyetinin yıl hesabıyla yeterli görülüp görülmeyeceğine yargı yoluyla karar verilmelidir.

Artık bu safhadan itibaren devlet de ulusçu kibri