Sanatı mümkün kılan nefsî unsur: Heva ve heves

Heva ve heves nefislerin ortak unsuru olmaları bakımından genel, fertlerdeki etkileri ve sonuçları bakımından özeldir dedik. Yani heva ve haves her nefse mahsustur ama bazı fertlerde çok yüksek bazılarında ise zayıftır. Diğer bir söyleyişle heva ve heves kötü veya iyiye yakınlığı ya da yatkınlığı bakımından her fert için farklıdır.

Heva ve heves nedir

Heva: "1. Arzu, meyil, heves; 2. Aşk, alâka, 3. Huzuzât-ı nefsaniyye, sefâhet: Nefis ve hevâya tabi adam, hevâ vü heves yolunda varını sarf etti. Bu mana ile ekseriya 'nefis' veya 'heves' müteradifiyle beraber kullanılır; 4. Övünme, tefahhur" demektir. (Şemseddin Sami, Kamus-ı Türkî)

Bu tanımda anlamca ortaklaştırılmalarına rağmen hevayı olgulara, hevesi belli olaylara mal ederek, hevanın kuşatıcı ve sürekli, hevesin ise geçici olduğunu ileri sürebiliriz. Heva ve heves iyi ve kötü yani çift kutuplu olmalarıyla, el-Îcî'nin "Ahlak (huy), nefse ait fiiller kendisinden kolay bir şekilde sadır olan meleke anlamına gelmekte olup şu vecihlerden değişmesi mümkündür. Bunlar: Tecrübe, hakkında şer'î delilin varit olması ve akıllı kişilerin bu husustaki ittifaklarıdır." söyleyişine binaen öncelikle ahlak ilminin konusudur. (Ahlâku Adudüddin, trc.: İlyas Çelebi, TDV). Bundan olsa gerektir ki, ilgili eserlerin hemen tamamında daha çok arzuların, hazların dizginlenmesi ya da terbiyesi esasında işlenmiş ve bu islenişte hep kınanma vurgusu öne çıkarılmıştır. Örneğin Ebü'l Ferec İbnü'l-Cevzî'nin Zemmu'l-Hevâ'sında böyledir.

Ebü'l Ferec, "Bil ki heva, insan mizacının kendisini küçük düşürecek işlere yönelmesidir" demekle birlikte, hevanın tamamıyla kınanmamasına maslahat (yeme-içme, evlenme, öfkelenme) esasında dikkat çekmekte ama şu sonuca ulaşmaktadır: "İşte insan maslahatına olan ile yetinmeyip arzularının peşinden koştuğu için ben de bu bölümde hevanın tümüyle kınanması gerektiğinden bahsettim. Bundan dolayı kitabımı da 'Hevanın Kınanması' olarak isimlendirdim."