Aslında zanaat ve sanat evvel emirde heva ve hevese tabi olmaları bakımından ortaktır ancak bu tabi oluş düzeyleri bakımından farklılaşırlar. Yani heva ve hevesin bir marangozun masa yapmasına, bir şairin şiir söylemesineyazmasına etkisi aynı düzeyde olmaz.
Hasîrîzâde Elif Efendi'nin heva kelimesine verdiği meyil anlamından bakacak olursak, meyil mecazen "Bir kimse veya şeye diğerinden fazla eğilim, sevgi, istek ve ilgi gösterme, temayül" olarak eğilim manasında bir akmayı, akışı belirtir. Meyildeki bu akma, akış özelliği nedeniyledir ki, o yönelmeteveccüh ile istikbalden farklı, ancak ürettiği sonuçlar itibariyle yani yönelimselliği nedeniyle bunlarla ilişkilidir. Edmund Husserl'e göre yönelimselliğin (intentionality) karakteri şöyledir: "Yönelim (intention), yönünü nesnesine doğrultur; bu, ona doğru sadece boş bir yönelim olmasını istemez; nesnenin kendisine gitmek ister; nesnenin kendisine yani nesnenin kendisini veren bir görüye, haddizatında nesnenin kendisine sahip olmanın bilinci olan görüye." (Fenomenoloji, Michael Lewis Tanja Staehler, trc.: heyet, Fol, Ankara 2020)Bizim sanat anlayışımızda heva ve heves esasında meylin teveccüh ile istikbal sonuçlarını üretmedeki farkını da yine Edmund Husserl'in Batı biliminin bunalımı çevresinde söylediği şu sözlerle somutlaştırabiliriz:
"İnsan usunu ilgilendiren bütün sorular, bengi; zaman dışı ideler ile düzgülere, doğru bilgilere, gerçek değere, doğru, iyi eyleme ilişkin sorular bilimdışıdır. Yalnızca doğa bilimleri değil insan bilimleri de bu soruları kapı dışarı etmiştir. İnsan bilimleri için insan bir olgu düzeyine indirgenir. Bunun nedeni en başta onun nesnelci yöntemidir. Gelgelelim insan usunun, insan ussallığının dikkate alınmadığı yerde insanın anlaşılması olanaksızdır. İnsanın ussal etkinlikleri, onları yaratana geri götürülmeden aydınlatılamaz. Bu bağlam göz ardı edildiğinde bilim karşınıza tekinsiz bir araç olarak çıkar." (Bunalım, trc. Levent Özcoşar, Biblos, Bursa 2020)
Kendi sanat anlayışımızı, insanı Yaratan'a geri götürerek değil, insanı bizzat Yaratan'ın ve Peygamber Aleyhisselam'ın verdiği bilginin içinden okuyarak inşa edeceğimize göre, sanat yapmaya yönelten meyli, diğer bir söyleyişle sanatta yönelimselliği, ilgili ayetlerin şu ibarelerinin mealinden hareketle tesis etmekle yükümlüyüz:
"Rabbinin huzurunda (hesap vermekten) korkan ve nefsine kötü arzuları (heva) yasaklayana gelince" (Nâziat, 7940)"Eğer biz isteseydik o kişiyi delillerimizle yüceltirdik. Fakat o dünyaya saplanıp kaldı, hevesinin (heva) peşine düştü. İşte böylesinin hali, kovsan da bıraksan da hep dilini çıkarıp soluyan köpeğin haline benzer. (A'raf, 7176)"Dünya hayatının çekiciliğine meylederek gözlerini onlardan çevirme! Bizi anmaktan kalbini gafil kıldığımız, kötü arzularına (heva) uymuş ve işi gücü aşırılık olan kimseye boyun eğme! (Kehf, 1828)"Eğer sana cevap vermezlerse bil ki onlar sırf kendi bencil arzularına (
160