Ramazan'da SiyoNazi zulmü neden azgınlaşır

Zikrettiğimiz gibi ortada olan tek gerçek Filistin'in işgalinden ibarettir ve bu gerçeğin merkezinde ise daima Kudüs vardır.

Nitekim malum medya, ABD Başkanı Trump'ın geçtiğimiz Perşembe günü HAMAS'ı tehdit haberini servis ederek, bunun üzerinden Gazze'de yeni bir katliam ihtimalini peşinen normalleştirmeye çalışmakla yetinmedi, aynı günün gecesinde yani Perşembe'yi Cuma'ya bağlayan gecede Kudüs'te Ramazana özel bir zulüm haberini de "mutlulukla" iletti.Vakti özellikle vurgulayışımız, Ramazan nedeniyle Kudüs'ün Haremi olan Mescid-i Aksa'da kanıksatılmış çaresizlikle beklemeye alıştırıldığımız SiyoNazi zulmünün tekrarında bir sapma ya da değişme olmadığını belirtmek içindir.

Bundan yaklaşık bir ay önce Ramazan'ı Müslümanlara zehir etmek için Mescid-i Aksa'ya girişlerde yaş sınırı getiren ABD-İsraili, dünkü Cuma'dan geçerli olarak Batı Şeria'dan gelecek Müslümanların Mescid-i Aksa'ya girişlerini de ayrıca polisten yazılı izin alma şartına bağladı.

Buna göre İşgal güçleri Cuma için Mescid-i Aksa'ya zaten 55 yaş üstü kadınlar ve erkeklerle 12 yaşından küçük çocukların girmesine izin veriyorlardı; şimdi aynı yaş grubu şartına bağlı olarak Batı Şeria'dan gelenler, önce işgal gücünün polis birimine başvuracaklar ve onlar izin verirlerse ancak Mescid-i Aksa'ya girebilecekler.

Cuma gününün ilk saatinde yani gece 01.00'de alınan bu karar, Kudüs'e gelinceye kadar işgal gücünün en az 20 kontrol noktasından geçmesi gereken Müslümanların Harem'e girme haklarının her zamanki gibi gasp edilmesinden, daha açık bir söyleyişle Mescid-i Aksa'yı Müslümansız bırakma kötülüğünün Ramazan'da yeniden sergilenmesinden başka bir şey değildir.

ABD-İsraili'nin ajanları ve polisleri vasıtasıyla bizzat kendi ürettiği çoğu kanlı olayları bahane ederek geçmişte de benzer kararları aldığı; Mescid-i Aksa'yı belli sürelerle Müslümanların ibadetine kapattığı malumdur. Ama ilettiğimiz yeni durum aynı zamanda yukarıda zikrettiğimiz kanıksatılmış çaresizliğin daha aşırılaştırılmış şekillerine alıştırılma denemesinden başka bir şey değildir.

Elbette, Müslümanların Mescid-i Aksa'ya alınmamaları, diğer bir söyleyişle Müslümanların Mescid-i Aksa'da ibadet etme haklarının gasp edilmesi de tek başına son derece önemlidir. Bu yanıyla Ramazan'da Cuma

zulmü, 1948 yılından

beri süregelen Filistin'in işgali sorununun ve bu sorunun merkezinin

Kudüs oluşunun göstergesi olarak değiştirilemez bir gündem maddesidir.

Çünkü ABD-İsraili Kudüs üstünden kanıksatılmış çaresizlik duygusunu daha kalıcı hale getirmek için zikrettiğimiz kararları almaktan vazgeçirilecek olsa bile, Filistin'in ve Kudüs'ün onlar tarafından işgal edilmiş olması gerçeği yaman bir hakikat

olarak hep orta yerde durmayı sürdürecektir.

Bu bağlamda Cuma ilgili husus, SiyoNazi kafaların nasıl bir pislikle dopdolu olduğunun ve bunların o pisliği -malum medyanın desteğiyle- gündemi hızla değiştirecek yeni olayları üretme anlamında birçok yöne birden sıçratmada nasıl bir maharete (!) sahip bulunduklarının da delilidir.