Kazasker Mustafa İzzet Efendi'ye ait olan bu levhada / istifte "O, Evvel'dir; Âhir'dir; Zâhir'dir; Bâtın'dır. Ve O her şeyi en iyi Bilendir." mealindeki Hadîd sûresi'nin 3. ayeti yer almaktadır.
Bize göre, Kazasker bir levhada Allah'ın varlıkla "yazılmış" ilişkisini, O'nun dört ismi/sıfatı üzerinden yeniden yazmaktan'tan ziyade zuhur ettirme'ye yönelmiş, yani "Başlangıç O'ndandır, son dönüş O'nadır; görünen âlem O'nun tecellisiyle görünür, görünmeyen hakikat de O'nun ilminde ve kudretinde"dir manasını sûrete büründürmüştür.Böylece, zâhir–bâtın karşıtlığının bizzat hat formunda da hissedilmesini sağlamış; altın yaldızla parlayan büyük harfler zâhir'e, yani görünene işaret ederek; harflerin iç içe geçişi, boşluklar, ince harekeler ve istifin derinliğinde ise bâtın'a işaret etmiştir. Dolayısıyla bu levhada yalnızca ayeti yazmamış; onun anlamını da görsel olarak düşündürmüştür.Hat usulü bakımından levhayı, sülüs - celî sülüs ile oluşturmuş; harfleri yatay dikdörtgen form içinde genişletmiş; özellikle elif, vav, lâm, zâ, tâ ve nûn harfleriyle hem kelimeleri taşımış hem de kompozisyonun ritmi kurmuştur. Yazıda esas vurgu "hüve" ile başlayan tevhidî merkeze olduğundan dört ismi, levha boyunca adeta varlığın dört ufku gibi açmış ve tekrar başlangıç ve son, görünür ve gizli, şekil ve mana arasındaki ilişkiyle tek bir bakışta toplamıştır.İstifi yatay dikdörtgen bir alan içinde oluşturması önemlidir çünkü metni dört büyük ismin art arda açıldığı bir "ufuk çizgisi" gibi düşünmüştür: Evvel... âhir... zâhir... bâtın... Yani manayı sağdan sola ilerleyen lineer bir anlatımdan çok, aynı anda kuşatıcı bir yayılma hissi eşliğinde vermiştir.Kazasker'in en dikkat çekici tercihlerinden biri de dikey harfleri -özellikle elifleri- sadece harf olarak değil, kompozisyonu taşıyan sütunlar gibi kullanmasıdır. Bu uzun elifler levhanın ritmini kurar. Bir bakıma görünmeyen bir geometrik ızgara oluştururlar. Göz, bu dikey eksenler arasında dolaşırken yazı ve bakış dağılmaz; tam tersine toparlanır.Bu durum özellikle "ez-zahir" kelimesinde belirgindir. Buradaki elif ve lâm yükseliş hissi verirken, "za" harfinin geniş gövdesi merkezi bir ağırlık oluşturur. Ardından gelen bağlantılar yazıyı tekrar akışa sokar. Böylece harfler arasında hem duruş hem hareket meydana gelir."el-Batın" kısmında ise kompozisyon daha içe kapanır. Burada "bâtın" manasına uygun biçimde harfler birbirine daha fazla yaklaşır. Özellikle "tı" harfinin geniş yatayı ile "nun"un kapanışı, levhanın sonunda bir içe dönüş hissi oluşturur. Yani istif, ayetin anlamına paralel biçimde dışa açılmaktan ziyade içe çekilir.
Kazasker'in celî sülüsü, kuvvet ile letafet arasındaki dengeyle tanınır. Bu levhada da kalın ana gövdelerle ince geçiş çizgileri arasında son derece kontrollü bir nispet / oran vardır. Harfler ağırdır, büyük ölçeklidir ama asla kaba ve taşkın değildir.Öte yandan "hüve"deki ilk vav yalnızca bir harf değil, hüsnihattın içeriye çağıran kıvrımlı bir eşiğidir. Sonraki vavlar ise istif içinde ritmik düğümler oluşturur. Böylece yazı yalnızca yükselen eliflerden ibaret kalmaz; kıvrılan vavlarla nefes alır çünkü, harfler bir an önce manayı sunabilmek için adeta
4