İbn Arabî 'göz ve görme'yi nasıl görür

İbn Arabî'nin (k.s.) göze ve görmeye dair Fütûhât-ı Mekkiyye'sindeki (trc.: Ekrem Demirli, Litera) sözlerinden bazılarını, -konuyla yakından ilgili okurlarımızın kaynak talebine bir katkı olarak- nakletmek istiyoruz.

İbn Arabî diyor ki:

"Basiret (iç göz) görmesi bilgidir, göz görmesi ise bilginin meydana gelme yoludur. (FM 1/112)

Yol sadece yaratılmışların görmesi için uzatıldı. (FM 1/130)

Bilgi, onun hakkında görerek değil, bilerek gerçekleşmiştir. Bu mevcuttur: Herhangi bir şeyi bilenin onu görmesi şart değildir. Bilineni görmek, onu bilmekten bir açıdan daha tamdır ve onu daha açık olarak bilmektir, fakat her şeyi bilmek değildir. Çünkü Mekke'nin var olduğunu bilmenin şartı, onu görüp, onu gördükten sonra ise kesin olarak onun var olduğunu bilmek değildir. Burada ismi kastetmiyorum. Şu halde görmek, bilmekten bir derece üstündür. Bu bağlamda şu mısra söylenmiştir:

Görmenin mana olarak bir sırrı vardır / Bu nedenle Musa (el-Kelim) görmek istedi. (FM 1/303)

İnsan gözüyle değil, düşüncesiyle bakmakla sorumludur. (FM 2/109-110)

Bize göre şeyleri görmenin nedeni -ister gaip olsun ister mevcut olsun- görülen şeyin görme fiilinin kendisine ilişmesini kabul edici olmasıdır. Her mümkün görmeye (görülmeye) yatkındır. (FM 2/279)

Allah, görülen şeyleri kendine ulaştırmada aklı göze muhtaç kılmıştır. Dolayısıyla göz bunları akla ilham etmediği sürece, insan yeşili, maviyi, beyazı, siyahı ve bunların arasındaki tonları bilemez (göremez). (FM 2/375)

Göz, hem hayal hem de duyu gözüyle görmeyi sağlar. (FM 2/421)

Görmek, müşahededen daha yetkindir. (FM 3/20)

Gözün batınî temizliği, söz gelişi eşyaya ibret gözüyle ve değerlendirmesiyle bakmaktır. Böylece insan gözünü anlamsız yere kullanmaz. (FM 3/68; 'Bir göz ki olmaya ibret nazarında / Ol düşmenidir sahibin baş üzerinde' Mısr-ı Niyâzî)

Karanlık gözü değil, görmeyi sınırlar. (FM 3/252)

Kulun, huzur (şuur) sahibi olması, dil ve diğer organların huzur sahibi olmasının zeminidir. Çünkü göz, hepsini birleştirir. Göz huzur (şuur) halinde değilse, başka bir organ ya da nefsinden başka bir şey huzuru elde edemez. (FM 3/310)

Allah söyle buyurur: "Bizim emrimiz göz açıp kapatmak gibi tek bir şeydir." (Kamer, 54/50) Çünkü görmeden daha hızlı bir şey yoktur. Göz açma vakti uzakta bile olsa görülen şeye ilişme zamanın aynısıdır. Duyudaki uzak şey, menziller feleğinde bulunan basit yıldızlardır. Göz onlara baktığında, ışık kendilerine ilişir. İşte duyunun hızı budur. (FM 5/354)

Gören göz için fiil sözden etkindir (taklit). (FM 7/83)

İnsanlar hubr'un haberi onaylamasını ister. Hubr ise görmek demektir. Görmenin haberi tasdik ettiği gibi, haberin görmeyi tasdik etmesini isteyen yoktur. (FM 7/96)

Allah görmeyi seçti seçti çünkü o görmenin son noktasıdır. Hiçbir göz, görme hazzına benzemez. Çünkü o ibadet edilen hakkındaki görme kesinliğidir (ayne'l-yakîn) (FM 7/185)

Gayb âlemi (kalp gözü anlamındaki) basiret gözüyle algılanabildiği gibi, şehadet âlemi de baş gözüyle idrak edilir. Baş gözü (retinal göz) karanlık vb. engeller ortadan kalkmadıkça şehadet âlemini idrak edemez. (FM 7383)