" Doğa düzleminde varlık kazanan irili ufaklı her nesnenin atomlardan kurulu olduğunu artık biliyoruz. Maddenin içine, daha da derinlere indiğimizde, atomun çekirdek çevresindeki yörüngelerde elektronların, çekirdek içinde ise protonların ve nötronların, onların içlerinde de kuarkların bulunduğunu anlıyoruz.
Bütün bu minicik proton, nötron ve temel parçacık olan kuarkları doğa alfabesinin 'harfleri' gibi düşünebiliriz. Bu harflerin çeşitli şekillerde birleşmesinden atom dediğimiz 'sözcükler' ortaya çıkar, Atomların birbiriyle kaynaşmasından molekül diye isimlendirdiğimiz 'sahifeler' oluşur. Çevremizde moleküllerden meydana gelen milyonlarca türdeki madde de işte bu 'Evren Kitabı'nı inşa eder!" (Noktanın Seyri Her Şey Nokta ile Başlar, Şule, 2017)
Buna göre biz bir hattatın nokta, noktadan çizgi, çizgiden harf, harften kelimeye geçerek iş gördüğünü, Hâfız Hattat Mehmed Emin Vasfi Efendi'nin de Hüsn-i Hat Risalesi'nde usûl bilgilerini ilettikten sonra "İmdi, asl-ı hat noktadır. Andan ötürü ki, hat iki noktadır yahut ziyadedir. Birbirine ulaşdırsan bir hat olur. Pes hurûf-i müfrede" kaydını düştüğünü ve dolayısısyla nokta esasında harflerin haddini beyan ettiğini bilerek (Trc.: Mehdi Rezoug, Ketebe, 2023), hüsnihatta harflerin duruşlarına, varlık ve manalarına, bir kelimeye katılışlarına dair ruhumuzda çeşitli karşılıklar oluşturarak onlara özel hüviyetler yükleriz. Bu esasta harflerle ilk bağı ya da ünsiyeti kendi nefsimiz (hüviyetimiz) üzerinden kurmamız konunun tabiatındandır. Zira elifbaya dahil tüm harfleri ve bilgiyi önce kendimizden bilebilmemiz nedeniyle, kendi hâl ve hareketlerimizle onlar arasında bir ilişki kurarız.Örneğin "Nun" henüz varlıktan bir koku almamış olarak İlahi bilgide 'ay(a)n oluşumuzu, "Vav" rahme düşürülüşümüzü, "Be" varlığa çıkarılışımızı, "Elif" kıyamımızı, "He" kabza uğrayışımızı, "Sin" basta erişmemizi, "Dal" acziyetimizi, "Lamelif" irademizi ilh ifade eder.
Öte yandan söz konusu ünsiyetin ilgili harflerin salt şekilleri yönünden gözün istidadına ve görme zevkine uygunluğu da altı çizilmesi gereken diğer bir konudur.
Göz düz bir çizgiyi izlemekten ya da boş bir yüzeye bakmaktan rahatsız olur. Bu nedenle dalgalı, kavisli, kıvrımlı, kesişimli, kendi üstüne kapanan, kendinde açılan çizgilerden hasıl olan harfler, göze bir cilve sundukları için aynı zamanda bir güzellik duygusuna da eşik oluştururlar. Bu cilve sayesinde göz gördüğü şeyde bir
133