Hüsnihat mürekkebin sevincidir

Bilgiyi görebildiği ile sınırlayan zâhir ehli için bunda bir problem yoktur. O, bir hüsnihat istifinde rengin doygunluğuna, harflerin yerleştirilmesine ve oranlarına dikkat ederek, salt görünenin görünüşünden bir zevk devşirebilir ya da bir trene bakar gibi bakıp bakıp geçmekle yetinebilir.

Hüsnihattın psikolojisini merak edenler içinse mesele bu kadar basit değildir. Çünkü Heinrich Wölfflin'in mimarlık psikolojisine yüklediği "İnşa etme sanatının kendi araçlarıyla uyandırabildiği ruhsal etkileri betimlemek ve açıklamak" şeklindeki görevi hüsnihatta uyguladığımızda, sadece görünen araçların değil, o araçları belirleyen derin manaların da ehli tarafından hesaba katılmayı talep ettiğini ve bu derinlik gereğince mürekkebin ancak sûfîlere mahsus bir idrakte ve dilde önemli bir karşılığa sahip olabildiğini görürüz. Nitekim bu bağlamdaki birçok tespitten biri şöyledir:Mürekkebin özü is'tir (dûde) ve "kandil dumanı" anlamıyla "is" kandilin ışık verebilmesi kendi kendisini yakarak feda edenden (zeyt-in-yağından) bir eser anlamında "iz"dir.Bu oluşu ve iz'i Hacı Bayram Velî'nin (r.h.) şu deyişi ile okuduğumuzda söz konusu karşılık daha netleşecektir:

N'oldu bu gönlüm n'oldu bu gönlüm

Derd ü gam ile doldu bu gönlüm

Yandı bu gönlüm yandı bu gönlüm

Yanmada derman buldu bu gönlüm

Yan ey gönül yan, yan ey gönül yan

Yanmada oldu derdine derman

Pervane gibi pervane gibi

Şem'ine aşkın yandı bu gönlüm

Gerçi ki yandı gerçeğe yandı

Rengine aşkın cümle boyandı

Kendinde buldu kendinde buldu

Matlabını hoş buldu bu gönlüm

.

Bayram'ım imdi, Bayram'ım imdi

Bayram edersin yar ile şimdi

Hamd-ü senalar hamd ü senalar

Yar ile bayram kıldı bu gönlüm

....

Pür samimi bir talep böyle dile getirildiğinde mürekkebin, ondaki kandili (yakanı), yağı (yakılanı) ve bunlardan hasıl olan ışığın yani nûrun asıl işaret ettiği Rabbin varlığını gör(e)meyen göze (idrake), hattınçizginin (Lat.: line, stria; Fr.: Ligne) aslı olan nokta'ya iz oluşunu göstermesi beklenir mi

Bunun için biz meşrep olarak sûfîce bir idrake ve dile sahip olmadığımız halde bu bilginin bize verdiği imkana yaslanarak yeni sözümüze hüsnihattın mürekkebin sevinci olduğunu söyleyerek başladık.

Çizgi ilginç bir kelime! Hakiki ve mecazi anlamları bunca çok olan başka bir kelime sanki yok gibidir.Yeni tanıştığımız birinin ilke, prensip, şiar anlamında hayat çizgi'sini sorar ya da sorgularız örneğin. Veya biriyle konuşabilmek için ondan bizimle ortak bir dil çizgisinde buluşmasını bekleriz. Birinin psikolojisini onun yüz çizgilerinden okumaya çalışırız. Olumsuz davranışlarından bizar olduğumuz birilerini çizgiye davet ederiz. Kurduğumuz ve oynadığımız her oyunu gerek saha gerekse hareket olarak çizgiyle sınırlandırırız. Hatta zâhirin ve bâtının toplamı olan kendi varlık yapımızı ifade ettiğimiz