Eski ve Yeni Ahit'teki kıyamet, hesap görme, cennet ve cehennem vizyonu, Yahudi Evanjeliklerin Kıyameti çabuklaştırma vizyonuyla aynı değildir. İlki Yahudi ve Hıristiyan kelamının konusu olarak salt teolojik bir mahiyet taşırken, ikincisi yani Kıyameti çabuklaştırma vizyonu, özellikle Evangelist Siyonizm'in dini-siyasi düşünce sistemine tabi olarak hemteolojikhem dejeopolitiksonuçlara birlikte açılır ve bu yanıyla söz konusu vizyonEvanjelist HristiyanlarveSiyonist Yahudilertarafından -yer yer faklı temellere dayanmakla birlikte- özel bir gayretle paylaşılır. Teolojik mahiyet, geleneksel YahudiliktekiMesih'in, dünya düzenini adaleti yeniden tesis ederek değiştirmek ve böylece Tanrı'nın Krallığı'nı yeryüzünde yeniden kurmak üzere gelmesi; bu gelişin mümkün olabilmesi için üçüncü tapınağın Kudüs'te inşa edilmesi; yine Yahudilik'te ancak tanrısal bir müdahale ile mümkün olabilecek olan bu gelişin Evanjeliklerde insanın müdahalesine açık tutulmasından oluşurken, bunları da ihtiva eden ve jeopolitik sonuçlara gebe olan siyaset ise Mesih'in gelişini hızlandırmak amacıyla Kudüs'ün ABD-İsraili tarafından ebedi başkent ilan edilmesine; Kenan diyarının (Arz-ı Mevud'un) ABD-İsraili'nin mevcut topraklarına katılmasına; bu çerçevede ve evvel emirde Siyonistlerin Filistin topraklarının tamamını işgal etmelerine, Mescid-i Aksa'nın mevcut statükosunun (corpus seperatum) bozulmasına hizmet etmektedir. Buna göre, ABD-İsraili'nin Gazze'de neden soykırım yaptığını ve özellikle son üç aydır günde ortalama yüz Gazzeli'yi eden katlettiğini sormak zaittir, üstelik Trump'ın Gazze'nin insansızlaştırılarak ABD'ne teslim edilmesi projesi Avrupa'nın da desteğiyle uygulanmakta iken Bizim üzerinde durmak istediğimi husus ise çoğunluğu Yahudi olan modern felsefecilerin, Yahudi Evanjeliklerin Kıyameti çabuklaştırma vizyonuna düşünsel bir altyapı oluşturmalarıdır. Bunda bilinçli bir işbirliğinden söz edemesek de teist ya da deist olsalar bile onlarda Yahudi-Evenjelik vizyona mahsus kodların hemen harekete geçtiğini yani düşünme tarzlarına sindiğini söyleyebiliriz. Şu cümlelerin sözüm ona Marksist -ve dolayısıyla seküler- Walter Benjamin'e ait oluşundaki gibi:
"Zamana bağrında neler sakladığını soran kâhinler, hiç kuşkusuz zamanı ne bağdaşık ne de boş olarak algılamışlardır. Bunu göz önünde tutan, belki anılarda geçmiş zamanın nasıl yaşandığı konusunda bir fikir edinebilir: () Bilindiği üzere, Yahudiler için geleceği araştırmak yasaktı. Tora ve dua ise onlara anımsama konusunda yol gösterir. Bu, Yahudileri geleceğin, kâhinlerden bilgi alanların da kendilerini kaptırmadıkları büyüsünden kurtarmıştır. Ama bu durum, Yahudiler için geleceği bağdaşık ve boş bir zamana dönüştürmemiştir.
Çünkü bu gelecek içersinde her an, Mesih'in girebileceği küçük bir kapıdır." (Pasajlar, trc.: Ahmet Cemal, YKY, İstanbul 2009)
Elbette Benjamin bu sözlerinde klasik mesihçiliği değil ama sekülerleştirildiği halde kurtuluş umudunu yitirmemiş bir tarihsel mesihçiliği kastediyor olmakla birlikte, ondaki hem teolojik hem de politik bir dizi anlam katmanınını görmekten kimse aciz değildir. Öte yandan Kıyamet vizyonu da aynı katmanlara tabi olarak modernliğin yani mevcudun
79