Bu manada Sicilya, Endülüs, Hindistan birer vatan oldukları kadar Eritre, Myanmar, Keşmir, Doğu Türkistan Uygur, Filistin-Gazze de birer vatandır.
Yukarıda belirttiğimiz vasıflarda vatan hakkında, şiiri dekor edinmekten kaçınan yani kendi şiir oluşuyla müstakil ya da kendi hakikatinde bir şiir yazmanın imkanıyla ilgili sorumuza dönecek olursak
Bu sorunun cevabını filozof ve şair Paul Valery'nin (ö. 1945) Ahmet Ölmez tarafından dilimize Şiir Sanatı adıyla tercüme edilen (Ketebe, 2020) kitabındaki Vakur Bir Hitabe başlıklı yazısından arayabiliriz.Valery'nin özellikle şiiri tanımlamak, anlamak ve anlatmak söz konusu olduğunda düşünce nehrini tersine yüzen biri olduğunu bilenler, onun bizimkine benzeyen şu sorularını da doğru anlayacaklardır:
"Bir savaşın içindeyiz... Hayatın bütün havası değişti. Bütün insani duygular değişti, yüceleşti ve pekâlâ hissettiğimiz savaşın devasa ve korkunç varlığıyla baskılandı. Hiçbir şey olduğu gibi kalamaz. Artık varlık sistemimizdeki her şey, birkaç gün önce de olduğu gibi, kendini içimizde derinliklere itilerek mücadelemiz için konumlandırılan gizemli ve yolsuzluk yapmayan bir hâkim olan milletin vicdanı önünde meşru göstermeli.
Şiir bile böyle kritik bir zamanda öne çıkarak kendini gösterdiği için meşruiyetini kanıtlamak zorunda mıdır Şimdi bu şahsi tutku, düşünce ve tefekkür çiçeklerini takdir edip teneffüs edebilir miyiz Ordular çatışırken, insanlar sefalet içindeyken ve her kader olayların neticesine bağlıyken şairin serbest ilhamının meyvelerini, işçiliğinin ince lüksünü, saf güzellikten eserleri tatmamız yerinde midir
Birkaç kelimeyle ele almam gereken şey budur: Bir kenarda savaş, yani Fransa ve onun vahameti var. Diğer yanda ise Fransız şiiri, yani Fransa'nın ruhunun en asil sızıntısı var. Kendime soruyorum: Adamlarımız bizden çok uzakta cephelerde olmasına rağmen kalbimizde yer edinmişler gibi onları yanı başımızda hissettiğimiz bu zamanlarda şiire an itibariyle ne olmaktadır, şiir büyüsünün ve şairlerimizin kanatlı düşünceleri ve ahenginin burada ne işi var"
İkinci Dünya Savaşı'nın ilk günlerindeki bir olaya vurgu yapan Valery, bu metninde, hislerini "şiirin tabiatına dair oldukça basit bir tefekkürle" şöyle açıklıyor:
"Şiir nedir Kelimeler ve konuşma şekillerinden üretilen bir sanattır: Dilin bir sanatı. Bu aşikâr ifadenin müteakip neticesi de şudur: Bütün sanatlar arasında bir millete en özünden ebede dek bağlantılı olan sanat şiirdir, zira halk prensipte kullandığı dilin müellifidir.Bir ressam, heykeltıraş veya müzisyen yabancı bir topluma erişebilir, hatta kendi ülkesinin sınırları haricinde daha iyi anlaşılabilir. () Ama şair kendi milleti haricinde derinden, samimi bir şekilde ve bütünüyle asla anlaşılıp hissedilemez. ()

117