"Biz" diyorsam, kastım sadece Müslümanlar değildir, meali "Şüphesiz, iman edenler; Yahudilerden, Hıristiyanlardan ve Sâbiîler'den de Allah'a ve âhiret gününe inanıp sâlih amel işleyenler için rableri katında mükâfatlar vardır. Onlar için herhangi bir korku yoktur; onlar üzüntü de çekmeyecekler." şeklindeki ayet (Bakara 262) gereğince muvahhitlerin tamamıdır.Zira Tevhit akidesinin peygamberler yoluyla akışında bir kesinti yoktur. Kur'an'da hem bu akış, hem de kitap ehlinin Peygamber Aleyhisselam'ın risaletini inkar etmelerinin sebepleriyle, onun kendisine vahyedilende kararlık göstermesi şu mealdeki ayetlerle teyit edilmiştir: "O, Nûh'a buyurduklarını, sana vahyettiklerimizi, İbrâhim'e, Mûsâ'ya ve Îsâ'ya buyurduklarımızı size din kıldı ki o dini ayakta tutasınız, o konuda ayrılığa düşmeyesiniz. Kendilerini davet ettiğin bu din müşriklere ağır geldi. Allah (dini tebliğ için) dilediğini seçer ve kendisine yöneleni doğruya iletir. Onlar (peygamberlerin muhatapları), özellikle kendilerine dine dair bilgi geldikten sonra aralarındaki kıskançlık yüzünden bölünüp parçalandılar. Rabbin tarafından belirli bir süre tanıma sözü verilmemiş olsaydı, aralarında hemen hüküm verilir, iş bitirilirdi. Onlardan sonra kitaba vâris kılınanlar da onun hakkında derin bir şüphe içine düşmüşlerdir. İşte bunun için sen çağrına devam et ve emrolunduğun gibi doğru çizgini sürdür. Onların arzularına uyma ve şöyle de: 'Ben Allah'ın indirdiği bütün kitaplara iman ettim ve bana aranızda âdil davranmam emredildi. Allah bizim de rabbimiz, sizin de rabbinizdir. Bizim yaptıklarımız bize, sizin yaptıklarınız size. Sizinle bizim aramızda mesele yok. Allah hepimizi bir araya getirecektir. Dönüş ancak O'nadır.'İşte böylece sana da kendi buyruğumuzla bir ruh (Kur'an) vahyettik. Sen kitap nedir, iman nedir bilmiyordun; ama şimdi onu, dilediğimiz kullarımızı sayesinde doğruya eriştirdiğimiz bir ışık kıldık. Hiç şüphe yok ki sen doğru yolu, göklerin ve yerin yegâne sahibi olan Allah'ın yolunu göstermektesin. İyi bilinmeli ki bütün işler dönüp dolaşır Allah'a varır. (Şûrâ 4213, 14, 15; 52-53)"Yahudilerin ve Hıristiyanların Peygamber Aleyhisselam'ın risaletini inkarlarında, kendi peygamberlerine verilmiş kitaplar esasındaki şeriatlarının değil, ahlaki zafiyetlerini gizleme, iktidar hırslarını ve inanlar üzerinden oluşturdukları din tanımlı çıkarlarını koruma kaygısının etkili olduğu malumdur. Nitekim, Ebu'l-Hasan el-Vâhidî "Esbab-ı Nüzûl"ünde "Kendilerine kitap verdiklerimiz onu kendi oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Yine de içlerinden bir grup bile bile gerçeği saklıyorlar." mealindeki ayetin (Bakara 2146) nüzulünde, Yahudi alimi iken İslam'ı benimsemiş olan Abdullah b. Selam'ın şu sözlerini de naklederek zikrettiğimiz sebeplere vurgu yapmıştır: "Bu âyet Abdullah b. Selam ve arkadaşları gibi ehl-i kitabın inananları hakkındanazil oldu. Bu zatlar Rasûlullah'ı (sav) kitaplarında zikrolunan sıfatı, meziyeti vepeygamberliği ile tanırlardı. Tıpkı bir gün onlardan biri çocuklarla beraber gördüğünde, kendi çocuğunu tanıdığı gibiAbdullah b. Selam demiştir ki: Elbette ben bir gün Rasûlullah'ı
Bilmediğini bilmek
06-01-2026
19
Caminin kuşattığı sesler
03-01-2026
30
Herkes kendi miladına göre yaşar
01-01-2026
19
Zamanın kötülüğünden kokmak
30-12-2025
40
Şehr-ü Ramazan ve oruç
01-03-2025
439
Medine hakkında üç kitap
07-03-2024
297
Özbekler Tekkesi'nin kısa hikayesi
17-05-2025
248
