Barbarlığı Öteki'ne medeniyeti kendisine zimmetlemek

Önceki yazımızda Hardt ve Negri'den yaptığımız alıntıdaki şu cümleyi tekrar hatırlatalım: "Diyalektik olan gerçeklik değil sömürgeciliktir. (…) Sömürgecilik başkalığı ve kimliği üreten soyut bir durumdur. Ancak sömürgeci durumda bu farklılıklar ve kimlikler sanki mutlak, temel ve doğal şeylermiş gibi işlev görür. Diyalektik okumanın ilk sonucu, bundan ötürü ırksal ve kültürel farklılıkların tabi olmaktan çıkarılmasıdır. Bu, yapay kurgular olduğu fark edilince, sömürgeci kimliklerin buhar olup uçacağı anlamına gelmez. Gerçek illüzyonlardır ve sanki temel şeylermiş gibi işlev oynamaya devam ederler."

Gerçek illüzyonların gerçekliğinin anlaşılması, ırksal ve kültürel tanımların kurgudan ibaret oluşu sömürgeci için negatifliğe işaret etmez, bilakis bunların böyle olmaları yani dayatılmaları bakımından onları itirazsız olarak benimseyen Öteki'nin aklını küçümseme, alaya alma hatta onun idrakiyle oynama bağlamında kendisinin temel aldığı düşünsel zeminin sağlamlığını ve değişmezliğini gösterir.

Bunu asıl, bizim zamanımızda tedavüle sokulan radikal, fanatik, terörist vd. terimleri de ihtiva edecek şekilde antik özlü ve her devir için çok kullanışlı bir hurç olan barbar teriminin serüveninden izleyebiliriz:

Homeros: MÖ 750civarında, bugünkü İzmir'de ya da Sakız Adası'nda yaşadığı sanılan Homeros, "garip / anlaşılmaz şekilde konuşanlar"anlamında barbarophonoikelimesini kullanan ilk kişidir. Bu kelime tam olarak barbarlık kelimesine yani onun sömürgeci dilinde sistemleştirilmesine yorulmaz, dil nedeniyle yabancılığın iması olarak değerlendirilir. (İlyada, trc.: Azra Erhat – A. Kadir, İş Kültür)Herodotos: MÖ 484 – MÖ 425 yılları arasında bugünkü Bodrum'da (Halikarnassos) yaşadığı düşünülen ve Batı'da tarihin babası sayılan Herodotos, kendi adıyla meşhur olan tarihinin daha ilk paragrafında kullandığı barbaros kelimesine, tarihinde iki yüzden fazla sayıda başvurur. Uzmanlarınca yabancılığın normalleştirilmesi olarak da değerlendirilen bu kullanım, Heredotosla birlikte barbar kelimesininYunan olmayan tüm ulusların ifadesi olarak ilk kez sistemleştirilmesi demektir. (Tarih, trc.: Müntekim Ökmen, İş Kültür)Aristoteles: MÖ 384 – MÖ 322 yılları arasında kuzey Yunanistan ya da Batı Makedonya'da yaşayan Aristoteles, barbar kelimesini, -benim sayabildiğim kadarıyla- Politika'sında beş ayrı pasajda Yunanları tanımlayan bir kategori, doğal köle veya despotik yönetim için uygun özellikler şeklinde kullanmakla birlikte, kitabının Türkçe tercümesine eklenen Terimlere Dair Açıklamalar'da barbar kelimesi şöyle tanımlanmıştır:

"Barbaros: barbar (barbarian): Genelde Yunan kökenli olmayan halklar için kullanılan barbaros ve barbarikos (barbarca) terimleri olumsuz anlamda gayri-medenilik, ilkellik, geri kalmışlık gibi çağrışımlar içerir. Aslında Yunanca terimin bu olumsuz çağrışımı taşıyıp taşımadığı veya ne derece taşıdığı tartışmalıdır, zira nötr olarak 'Yunan olmayan' anlamı taşır. Mısırlılar, Persler, Kartacalılar gibi daha gelişmiş, Keltler ve İskitliler gibi daha az gelişmiş halklar için de kullanılmaktaydı." (Trc.: Özgüç Orhan, Pinhan)