Allah'ın boyasıyla boyanmak

"Gaybın anahtarları Allah'ın yanındadır; onları O'ndan başkası bilmez. O, karada ve denizde ne varsa bilir; O'nun bilgisi dışında bir yaprak bile düşmez. O, yerin karanlıklarındaki tek bir taneyi bile bilir. Yaş ve kuru ne varsa hepsi apaçık bir kitaptadır." (6 En'am: 59)

Adını, eşyayı sınırlandırmak suretiyle kayıt altına almasından ya da eşyayı kayıt altına almasıyla sınırlandırmasından alan akıl, her iki durumda da sınırlandırma özelliğiyle yaratılmıştır. Aklın haddi olarak da ifade edebileceğimiz bu sınır(lılık) nedeniyle akıl Sünetullah'ı (hakikati) her zaman ancak bir yönüyle bilebilir ve ancak Sünnetullah'a ilişkin kendi zamanındaki keşifleri müdrik olabilir. Ki bunlar halk âlemine tabi bilimdeki işleyişe ve değişmeye dairdir. Öte yandan insanda hem onun bilgilendiricisi, muhbiri olmak bakımından akılla irtibatlı bulunan hem de yaratılış özelliği nedeniyle onu aşan "emir âlemi"nden bir bilgilenme yolu daha vardır: Manevi hisler ve bilgiler. İnsanlık manevi hisler ve bilgiler konusunda ortaktır. Zira tekvînî olması nedeniyle o, teklife tabi olan şeriatlarla kayıtlı değildir. Bu his ve bilginin mertebeleri sezgi, kutsî nur anlamında akıl, ilham, ruhî müşahede ile sırdır (Dâvûd el-Kayserî) ve nefsin merak, hayal, arzu, şehvet, vehim, zan vb. tezahürleri de bu ilk beş mertebenin içinde ya da altında yer alır. Mertebeler ilahî takdirler olduğu için, insanların ya da genel olarak varlıkların hangi mertebelere yerleştirileceğinin, yükseltileceğinin takdiri de Allah'a aittir ve Zerdüşt, Geothe, Fuzulî, Rilke, Nietzsche, Şeyh Galib, Valery ile Sezai Karakoç vb. mezkur manevi hisler ve bilgiler ile mertebelere muhatap oluşları bakımından ortaktır. Bu ortaklığa rağmen bunların arasında bir fark mutlaka vardır ki, o fark da tabi oldukları şeriatlar nedeniyledir. Zira şeriatlar Allah'ın boyalarıdır ve Müslümanlar "Allah'ın boyasıyla boyandık. Boyaca O'ndan daha güzel olan kim vardır Biz yalnız O'na kulluk ederiz" (deyin). (2 Bakara: 138) mealindeki emir gereğince Allah'ın boyalarından olan -tevhit esaslı- İslam ile boyanma teklifini kabul etmeleri nedeniyle Müslüman adını almışlardır. Boyanmak boyandığı rengin taşıyıcısı olmaktır. Diğer bir söyleyişle boyanmak kendi zarfına sonradan eklenen bir özelliği yüklenmektir. Öyle ki, suya rengini veren renkli sürahiler gibi, insanlarda içlerine bir ayrım söz konusu olmaksızın doldurulan sezgi, akıl, ilham, müşahede ve sırra kendi boyalarının yani şeriatlarının rengini vermekle farklılaşırlar. Değilse manevi hisler ve bilgileri kendisi suretler âlemine mensup olduğu için suretlendirmek