O mini kavanozu zor buldum. Mutfakta onca eşya arasında âdeta gizlenmiş keşfedilmeyi bekliyordu. Elimdekiler onun içinde ancak bütün varlıklarıyla görünür olabilirdi. Hayatta her şey bir denge ve oran meselesidir. Eğer daha büyük bir kavanoza koysaydım o hacimde yok olup gideceklerdi. Tuhaf bir boşluk oluşacaktı. Bu halleriyle mini bir pencereden bakan iri gözlere benziyorlar. Her göz biraz yaklaşıldığında, ışığına dikkat edildiğinde nice öykü saklar. Gözlerden korkmalı derim. Göz yoksa ne kalır Yumulsa bile bir süreliğine sonunda açılacaktır her göz. O sebepten göz yumulan her davranış geçici bir oyun hatta aldatmacadır. Başka bir yerden patlayıverir beklenmedik zamanda. İnsan gözünü açtıkça insandır. Onlar, işte bu mini kavanozun içinde yekpare, birbirine tutunmuşçasına gözleri açık ve sakinler. Ve bana telkin ettikleri duygudan habersiz, atılacak tabağı, çekilecekleri değirmeni bekliyorlar. Top, tane kara biberlerden söz ediyorum. Mini kavanozun içinde başka bir varlığa dönüştüler. Aklıma düşüvermişti birden. Çarşı pazar, aktar market dolaştım. En iyisini bulmaya çalıştım. Masamın üstündeler ve bana bir hoşçakal imgesi gibi bakıyorlar. İnceden inceleyince her biri utangaç edayla hoşçakal diyor sanki.
Hemen her varlıkta saklı olduğu halde bu hoşçakal hâli şimdi neden onların duruşunda tecelli ediverdi Hoşçakal nidası için mi aradım onları Bir nefeslik söz bir el içi kadar karabiberde nasıl can buldu Aklımı mı yitiriyorum Şu karabiberlerin dünya ticaretinde ve kültüründe oynadıkları rol üzerine nice yazılıp çizildi. Asya ve Hindistan onunla daha cazibe kazandı. Baharat denildi genel adına fakat karabiber aradan çekilince baharat nedir ki İngilizce ve diğer dillerdeki etimolojik açılımı bir yana 'bahar' dilimizde bambaşka neşve kazanır onlarla. Çoğul ek mevsim geçişleri gibi sağanaklarını bırakır. Sanat ne denli ilham almıştır bu çeşitlenişten araştırmaya değer. Eski şiirdeki karşılıkları yerli yerinde zaten duruyor. Peki ya düşünce Hiç ihtiyaç duymadı mı bu metaforik yüklenişe
Masanın ufkunda yüksekce bir cam kapı uzanıyor. Gözüm önündeki top karabiber kavanozundan mini balkona uzanıyor. Orada bu kışa direnmiş ve gün geçtikçe serpilen bir ıtır var. Aklım ıtır ile baharat ve karabiber arasında biraz bulanık bir bağ kuruyor ama nazikçe geri çekiliyor. Minicik bir daldı vaktiyle o ıtır da. Şimdi büsbütün gövde oldu. Onu nazikçe koparan el gözlerinden öpüp hoşçakal dedi mi acaba Peki o böyle, gün gün, yaprak yaprak nereye gidiyor Hoşçakal salt bir harekete karşılık gelebilir mi sadece Bütün oluşların içinde ondan bir maya yok mu Bunu kabul edecek gibi oluyorum kalbim burkuluyor, şimdi diyorum biz, yaşarken önlenemez bir hoşçakalın içinde miyiz Eğer öyleysek iyiden kötüye salınımlanıp duran bütün bu hareketler niçin Ben de kalkıp ıtırdan izin alsam mini bir dalını nazikçe kırsam hoşçakal desem ne olur Güzellikle kurulan hoşçakal nidaları hayatı daha mı yaşanılır kılar bilen söylesin. Ötesine gitmek istemedim. Karabiberlere döndüm.

17