18 Ağustos 2026'da Resmi Gazete'de yayımlanan bir genelgeyle Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı (2026- 2030) yürürlüğe girdi. 44 sayfa, dört eksen, 16 eylem. Kamuda uzun yıllardır strateji belgesi okuyan biri olarak baştan söyleyeyim: Bu belgeler çoğunlukla iyi niyetli cümlelerle doludur ve ölçülemez. Bu plan farklı bir tercih yapmış; sayı vermiş, tarih vermiş, oran vermiş. Ölçülemeyen hedef, hesabı sorulamayan hedeftir. Bu plan ölçülebilir hedefler koyarak kendini denetime açtı. Bunu küçümsememek gerekiyor.
KAYDA GEİRİLMESİ GEREKENLERBelgenin dört tercihi, kamu yararı açısından değerli. Birincisi, hesaplama gücünü kamusal bir kaynak olarak kurgulaması. "Herkes için GPU" programı, araştırmacılara, KOBİ'lere ve girişimlere dünya standartlarında işlem gücünü adil koşullarda açmayı hedefliyor ve tahsis edilen kredilerin en az yüzde 40'ını teknogirişimlere ayırıyor. Piyasa bu dağıtımı kendiliğinden yapmaz. Plan, kamu kurumlarının tek tek sunucu odası kurmasını değil, ortak kapasiteyi kullanmasını esas alıyor. Hesaplama gücünü elektrik gibi bir altyapı hizmeti saymak önemli bir yaklaşım.
İkincisi, şeffaflık taahhüdü. Ulusal Yapay Zekâ İlerleme ve Şeffaflık Portalı, her eylem için sorumlu kurumu, takvimi, bütçe gerçekleşmesini ve durum rengini kamuya açacak. İlk ilerleme raporu 12 ay içinde yayımlanacak ve her rapor döneminde bağımsız bir değerlendirme bileşeni yer alacak. Bu, planın önemli maddelerinden biri. Yaşama geçerse geri kalan 15 eylem izlenebilir duruma gelir; geçmezse denetimsiz kalır.
Üçüncüsü, kamu alımını sanayi politikası aracına çevirmesi. Kamu yatırım programlarından yapay zekâ projelerine en az yüzde 2 pay ayrılacak; kamuda başarıyla uygulanan yerli çözümlere dijital rozet verilip Devlet Malzeme Ofisi kataloğuna alınacak. Devletin yerli çözümün ilk müşterisi olması etkili bir kaldıraçtır.
Dördüncüsü, enerjiyi birinci katman yapması. Veri merkezi sözleşmelerinde en az yüzde 60 düşük karbonlu elektrik şartı, doğrulanabilir kaynak sertifikaları, güç ve su kullanım etkinliğinin izleme çerçevesine dahil edilmesi. Buna emek başlığını da eklemek gerekir. Plan, "ilk 12 ayda ikame etkisi haritasının yayımlanması, plan dönemi boyunca bir milyon çalışanın mesleki dönüşüm değerlendirmesinden geçirilmesi" ile otomasyonun ikame etkisini haritalamayı taahhüt ediyor.
EKSİK OLAN KATMANBelgenin zayıf yanları da gerçektir. En görünürü şudur: 44 sayfada "belediye" kelimesi bir kez geçmiyor. "Yerel yönetim" de geçmiyor. Sorumlu kurum listelerinde tek bir belediye, birlik ya da İller Bankası yok.
Oysa vatandaşın kamu hizmetiyle temas ettiği yüzeyin büyük kısmı yereldir. Su, atık, ulaşım, imar, sosyal yardım. Yapay zekânın gündelik yaşamda en hızlı ve en ölçülebilir farkı yaratacağı alanlar bunlardır. Üstelik Türkiye'nin en olgun kamu veri kümelerinin bir bölümü de oradadır: Şebeke izleme verileri, abone serileri, coğrafi bilgi katmanları, ulaşım hareketliliği. İki bin veri seti hedefine yerel yönetimler olmadan ulaşmak zordur.
İkinci, boşluk su ve iklim. Enerji tarafı olgun, ancak su yalnızca bir tanım olarak metne girmiş; hedef, sınır ya da raporlama yükümlülüğü yok. Yer seçiminde su stresi bağlayıcı bir ölçüt değil. Su kısıtı altındaki ve bu yıl iklim konferansına ev sahipliği yapan bir ülke için bu, doldurulması gereken bir boşluktur.
Üçüncü boşluk; denetim. Şeffaflık ile hesap verebilirlik aynı şey değildir. Şeffaflık bilginin görünür olmasıdır; hesap verebilirlik, görünen bilgi üzerinden sonuç doğurabilecek bir mekanizmanın çalışmasıdır. Portal ilkini sağlıyor. Yeşile boyanmış bir eylemin gerçekten yeşil olup olmadığını kimin, hangi yetkiyle doğrulayacağı ise tanımlı değil.
Dördüncüsü, planda yatırımcıya öngörülebilirlik taahhüt edilirken çalışana aynı taahhüdün verilmemesidir. İkame etkisi haritası fiilen bir emek politikası belgesidir; onu sendikalar, meslek odaları ve çalışan temsilcileri masada olmadan hazırlamak, çıktının meşruiyetini zayıflatır.
BEŞ SOMUT ÖNERİBu boşlukların hepsi, planın kendi yıllık güncelleme döngüsü içinde giderilebilir.
1. Plana "Yerel Yönetimlerde Yapay Zekâ Dönüşümü" başlıklı 17. eylem eklenebilir. Burada iki bin veri seti hedefinin belirli bir bölümünün yerel yönetimlerden sağlanması hedeflenmeli. Belediyelerin ortak hesaplama altyapılarına erişimi kolaylaştırılmalı; farklı kentlerde başarıya ulaşan uygulamaların, açık standartlar ve kamu yararı esas alınarak diğer yerel yönetimlere aktarılabileceği ortak bir paylaşım ve ölçeklendirme modeli oluşturulmalı.

11