Üreticinin feryadı - Osman Gölcük

Türkiye'nin dört bir tarafından üreticiler feryat ediyor. Bir köylü çocuğu olarak bu manzarayı görünce yüreğim burkuluyor, kalbim ağrıyor.

Üzüm üreticileri, Salihli, Alaşehir'den artık düşük fiyattan dert yanmayı bıraktılar, "Ürünü alan yok tarlada çürüyor" diye ağlayarak dert yanıyor.

Elma üreticileri, ağaçları silkip ürünleri yerlere döküyor, "Ürünü alan yok, tüccarın verdiği fiyat toplama parasını karşılamıyor" diyor.

Zeytin üreticileri başta Akhisar olmak üzere her yerde zeytin toplamayı bıraktı. "Fiyatlar amele parasını bile karşılamıyor" diyor, çözüm için toplantılar yapıyorlar.

Şeker pancarı üreticileri de fiyatlardan, özelleştirilen fabrikaların keyfiliğinde dert yanıyor.

Hayvan besicileri ve süt üreticileri zararına çalışmaktan bıkmış, işi bırakmaktan söz ediyor.

İncir, kavun ve karpuz üreticileri de "Ürünler para etmiyor, zarar ediyoruz" diye dert yanıyor. Narenciye üreticileri ürün para etmiyor diye ağaçları kesiyor.

Üretici çaresizlik içinde devletten çözüm bekliyor.

BUGÜNLERE NASIL GELDİK

Bu ülkede TARİŞ vardı, köylünün ürettiği inciri, pamuğu, zeytini alır değerlendirirdi. TARİŞ işlevsiz duruma getirildi. İnciri, üzümü ve tütünü satın alan TEKEL vardı. Üzümden şarap, alkollü içecek, tütünden sigara üretiyordu. TEKEL satıldı, tüm fabrikalar kapatıldı. Ege Bölgesi'nde onlarca şarap üreten fabrika vardı, bu fabrikaların birçoğu kapandı, şimdi ABD'den, Şili'den şarap ithal edilip satılıyor.

Hayvancılık, et ve süt üreticiler için Et Balık Kurumu vardı. Kapandı, onun yerine Et ve Süt Kurumu kuruldu ama işlevi et ithalatını organize etmek ve yandaş şirketlere ithal et üzerinden para kazandırmak oldu! Şeker fabrikaları tek tek satıldı, fabrikaların derdi üreticinin pancarını değerlendirmek değil "En fazla nasıl kar ederim" oldu.

Fındık üreticilerinin ürünlerini değerlendirmek için FİSKOBİRLİK vardı. Şimdi fındık piyasasını artık İtalyan firması Ferrero belirliyor.

Tüm bunlar olurken üretici sustu...

Tarım Kredi Kooperatifleri vardı, hemen hemen her merkezi köyde şubesi vardı. Hem kooperatif hem de Ziraat Bankası şubesi olarak çalışırdı. Üreticiye hem düşük faizli kredi, hem de traktör, gübre, tohum vb. ürünleri uygun fiyata ve vadeli temin ederdi. Köylerdeki Tarım Kredi Kooperatifleri kapatıldı. Banka artık düşük faizli krediyi köylüye, üreticiye değil yandaş firmalara veriyor.

Tarım Kredi Kooperatifleri de artık köylerde değil şehirlerde ucuz marketçilik yapıyor ama amacı köylünün, üreticinin ürününü değerlendirmek değil, şehirde düşük kaliteli ucuz marketçilik yapmak.

Sözün kısası tüm üretici kooperatifleri, birlikleri ya kapatıldı ya da işlevsiz duruma getirildi.

Bu süreçte üretici ne yaptı

Zincir marketler her mahalleye hatta her sokağa şube açtı, artık mahalle manavı yok. Mahalle pazarları da son zamanlarını yaşıyor çünkü pazarcı da para kazanamaz oldu. Zincir market listesine giremeyen ürünü üreten üreticinin ürününü alacak tüccar bile gelmiyor.

"Bu birlik ve kooperatifler bazı yıllar zarar ediyor devletin sırtında yük, sübvanse edilmesin, gerekirse kapatılsın, onun yerine köylüye ekmediği tarlaları için dekar başına para ödensin" diyen, bu yönde politika güden ve tarımsal üretimi yok eden iktidar desteklendi.

Ülkede ne tarımda ne de sanayide planlama kalmadı. Devlet Planlama Teşkilatı bile kapatıldı!

Türkiye bugün İran'a ürün satamıyor, Irak pazarını kaybettik, Suriye bile Türkiye'den mal almıyor. Limon, portakal başta olmak üzere birçok tarım ürünü sattığımız Rusya'ya ihracat yapamıyoruz. Avrupa Birliği her sene bir bahane bulup alımları durduruyor. İlçe tarım örgütlerimiz ne iş yapıyor Yani ülkede iktidarın yanlış tarım politikalarının yanında yanlış dış politika da ihracatı engelliyor.