Umudum Atatürkçü gençlerde - Erol Ertuğrul

Oktay Akbal'ın Akyaka'da bahçe içerisinde iki katlı bir evi vardı. Yaşamını yitirdiği tarihe kadar son 20 yıl her yaz o evde buluşurduk. Cumhuriyet gazetesinin değerli ismi Sami Karaören de gelirdi. Sohbetlerde konumuz şiir, edebiyat ve ülkemizin gündemiydi. Benim "Cumhuriyetin dönüştürülürken susacak mısın" adlı kitabım için gazetede yazdığı yazıda "Yazar soruyor Cumhuriyetin dönüştürülürken susacak mısın, halkımız yanıt veriyor susarak" diyerek bu suskunluğu eleştirmişti.

28 Ağustos 2015 Cuma günü sevgili eşi Ayla Hanım gözyaşları içinde telefon edip "İlk size söylüyorum; Oktay yaşamını yitirdi" dediğinde yüreğim burkulmuş, ne diyeceğimi bilememiştim. Onu Akyaka'da toprağa Mustafa Balbay'la birlikte indirmiştik. Ölümünden üç gün önce Oktay ağabey ile bir söyleşi yapmıştım. O söyleşide bana "Keşke bu kadar yaşamasaydım da bu olanları görmeseydim" demiş; sonra da "Umudum vatansever, Atatürk çizgisinden ayrılmayan gençlerdedir, yılmak yok" sözlerini etmişti. Oktay ağabeyin görmek istemediği şey ülkemizin hukukta, ekonomide getirildiği durumdu. Atatürk ilkelerinden sapılmış olmasıydı.

HUKUKSUZLUK ARTTI

Bütün kurumlar birer birer ele geçirilmiş, Cumhuriyetin ordusu etkisizleştirilmişti. Ulusumuzun güvendiği bir Yargıtay vardı. Bir Danıştay vardı, bir Anayasa Mahkemesi vardı. Ama bu kurumlar yandaşlaştırılmışlardı. 90'ın üzerinde hukuk fakültesi vardı. Ama onca hukuksuzluğa karşın bir tek hukuk fakültesinden ses çıkmıyordu. Ekonomi dibe vurmuştu. Yolsuzluklar tavan yapmıştı. Kimsenin sesi çıkmıyordu.

Ülkemiz nüfus yapımızı bozacak biçimde milyonlarca Suriyeli ile doldurulmuştu. Ormanlarımız maden şirketlerine peşkeş çekiliyordu. Oktay Akbal işte bütün bu olanlara dayanamamış ve "Keşke bu kadar yaşamasaydım da bu olanları görmeseydim" demişti.

Onun yaşamını yitirmesinden sonra çok daha kötü şeyler oldu. Tek adam sistemi getirildi. Parlamenter sistem kaldırıldı. Kuvvetler ayrılığı yok edildi.

Yerel seçimlerde CHP birinci parti oldu. Başta İstanbul, Ankara, İzmir, Adana olmak üzere belediye başkanlıklarının çoğunu CHP kazandı. Ancak AKP bu durumu sindiremedi ve hukuksuz davalar başladı. Seçim kazanmış belediye başkanları hakkında kanıtlanmamış suçlamalarla davalar açılıyor, tutuklamalar yapılıyor. CHP'nin 30 belediye başkanı yargılanmadan tutuklandı. Ceza yargılama yasamıza göre, bir kişinin tutuklanması en son başvurulacak durumdur. Yargılamalar yapıldıktan sonra karar kesinleşirse o zaman tutuklama yapılabilir. Ancak bugün bu önemli hukuk kuralına uyan yok. Hukukta "masumiyet karinesi" diye bir genel kural vardır. Bir kişi yargı kararı ile suçluluğu kanıtlanıncaya kadar masumdur. Bu kural kimsenin umurunda değildi. Oktay Akbal bunları görmedi.

YILMAK YOK

Emperyalizmin desteğinde bölücüler yol aldılar. Türkiye Cumhuriyeti soykırım yapmakla suçlandı. Lozan Antlaşması tartışmaya açılmak istendi. Sevr özlemleri dile getirildi. 50 bin insanımızın, binlerce asker ve polisimizin canına kıyan bir terör örgütünün başı "kurucu önder" olarak anılmaya başlandı. Öyle ki teröristlerin ve liderinin bağışlanması beklenir oldu. Emperyalizm Türkiye'ye demokrasi değil, mutlakiyet önermeye başladı. Osmanlı dönemindeki gibi bir yönetim dile getirildi. Oktay Akbal bunları görmedi.