Türkiye'de siyaset oyunları - Dr. Engin Ünsal

AKP 2002'de iktidar olduktan sonra iktidar olmanın nimetlerinden fazlası ile yararlandı ve bu nedenle iktidar olmayı çok sevdi. Ülkeyi çok kötü yönetmesine karşın yıllar boyu bu tutkusunu pekiştirerek sürekli iktidar olmanın yollarını aradı ve çözümü demokrasinin ayarları ile oynamakta buldu.

Önce yargıyı siyasallaştırdı. Sonra bürokraside liyakat yerine nepotizmi (akraba kayırmacılığı) öne çıkardı. Yandaşlarını zengin etmek amacı ile "yapişlet-devret" modelini devreye sokarak hazineyi çok hor kullandı ve yandaşlarına akıl almaz paralar aktararak devletin geleceğini büyük borç altına soktu. Yetmedi, yüksek faizlerle borçlanarak ve Cumhuriyet döneminin tüm ekonomik varlıklarını satarak ekonomiyi ayakta tutmaya çalıştı ama başaramadı.

Halk, Cumhuriyetin hiçbir döneminde yaşanmayan bir hayat pahalılığı altında ezilmeye başladı. AKP, FETÖ ile birlikte kumpas davalarla ordunun Atatürkçü, devrimci komuta kademesini tasfiye etti. Yetmedi, orduya Cumhuriyeti koruma ve kollama görevi veren İç Hizmet Yönetmeliği'nin 35. maddesini 2013 yılında iptal etti. Son dönemde ise siyaset oyunlarını sergileyerek kazanamadığı belediyelerin yönetim kadrolarını siyasallaştırdığı yargı eliyle tutuklatmaya başladı. Hukukun üstünlüğü unutuldu ve uluslararası alanda nasıl karşılanacağını düşünmeden demokrasinin üstüne şal örtmeye devam etti.

BARDAĞI TAŞIRAN DAMLA

Son yıllarda AKP'nin hesap edemediği bir olay siyaset yaşamımızı aydınlattı. CHP'nin 2023 kurultayında girdiği tüm seçimleri kaybetmiş genel başkanı değiştirilince AKP giriştiği siyaset oyununun bozulacağını anladı ve çözüm üretmeye başladı. Partinin yeni genel başkanı seçmenlere heyecan getirdi. Düzenlediği 100'ün üzerinde miting ile seçmenin heyecanını pekiştirdi ve belleğini canlı tutarak kamuoyu yoklamalarında CHP'yi birinci parti yaptı. Oysa AKP, Kılıçdaroğlu yönetimindeki CHP'den çok memnundu ve "Böyle muhalefet dostlar başına" diyordu. AKP iktidarını sonlandıracak bir muhalefet partisinin hesabı görülmeliydi ve bunu başarmak için siyasallaşmış yargı devreye sokularak kurultayı kaybetmiş Kılıçdaroğlu yeniden partinin başına getirilerek CHP'nin "uslu muhalefet" olması sağlanmalıydı. AKP hiç çekinmeden bu adımı da attı ama bir toplumsal deprem yaşanacağını hesaba katamadı.