Devlet, faaliyetlerini yürütmek için birtakım araçlara muhtaçtır. Bu araçlardan birincisi devletin hukuki işlemleri ile hukuki sonuç doğuran maddi eylemleri, ikincisi devletin faaliyetlerini yürüttüğü organları, üçüncüsü ise devletin ayni ve mali mal varlığıdır.
Egemen bir devlet tüm faaliyetlerini anayasa ve yasalara uygun şekilde yürütmek zorundadır. Anayasamızın ikinci maddesinde, "Türkiye Cumhuriyeti'nin demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti" olduğu düzenlenmiştir. Devletin iradesi ve egemenliği, kişiliği bölünmez bir bütün teşkil ederse de bu irade ve egemenlik çeşitli devlet organları arasında yapılan yasal işbölümüne göre yerine getirilir. Devlet faaliyetleri uygulamada çeşitli siyasi, ekonomik ve sosyal bakımdan değişiklik gösterse de hukuki alanda daima belirli ve değişmez hukuki işlemler hukuki sonuç doğuran maddi eylemler şeklinde görünmektedir.
AYRICALIKLILARA ÖZEL YASALARDevletin hukuki faaliyetleri yasama, yürütme ve yargı olmak üzere üç türlüdür. Yasama işlemlerinin, yasama organı olan TBMM tarafından belirli usul ve şekil şartlarına uyularak yapması gerekirken mevcut siyasi iktidar tarafından bu usul ve şekil şartlarına uyulmadan Saray'dan gönderilen metinler Meclis çoğunluğu tarafından noktası virgülü değiştirilmeden kabul edilmekte ve Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe sokulmaktadır.
Üstelik yasama tekniğine uymayan ve dünyada örneği olmayan, "torba yasa" adı altında birbiri ile ilgisi olmayan yasalar aynı torbaya atılarak yasalaştırılmaktadır. Oysa yasama işlemleri hukukun meydana gelmesini sağlayan, yani yeni bir hukuki durum yaratan işlemlerdir. Bu işlemlerin herkesi kapsayıcı, nesnel, insan haklarına saygılı ve evrensel hukuk değerlerine uygun olması gerekir. Bir kişi, bir grup yararına yasa yapılmaz.
Yürütme organı, ilke olarak hukuk kuralları koyan, hukukun meydan gelmesini sağlayan bir organ olmayıp önceden yasalarla düzenlenmiş hukukun sağlanmasını yerine getiren bir organdır. Yürütme görevleri çeşitli organlar tarafından yerine getirilmekte ve çeşitli hukuki neticeler doğurmaktadır.
SİSTEM KRİZ DOĞURUYORYargı organı ise adliye ve idare mahkemeleri tarafından yapılan ve esas itibarıyla dava konusu olan uyuşmazlıkları çözümleyen, kısaca yasaları herkese eşit ve evrensel hukuk kurallarına uygun şekilde uygulayarak adaleti sağlamakla görevli olan bir organ olması gerekir.
16 Nisan 2017 halkoylaması sonucu -ki bu oylamada iki buçuk milyon mühürsüz oy geçerli kabul edilmiştirpartili cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçilmiş, Meclis'in iradesi yok sayılmış ve bütün erkler yani yasama yargı ve yürütme tek kişide toplanmıştır. Ancak yaşayarak öğreniyoruz ki ülke yönetilememekte, bu sistem kriz üstüne kriz doğurmaktadır. Ekonomik durumumuz hiç iç açıcı değildir. İşsizlik zirve yapmıştır. Eğitimin durumu içler acısıdır. Okullarda silahlı saldırılar yapılmakta, milli eğitim bakanı tarikatlarla protokoller imzalayarak eğitim sistemini ortaçağ karanlığına sürüklemektedir.

12