Yıl 1967... Denizli Acıpayam Lisesi'nde çalışırken öğrencilerle birlikte "Biz de Varız" adlı bir gazete çıkarıyorduk. Öğrencilerle birlikte bulduğumuz gazetenin adının altında Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın "Türkçem benim ses bayrağım" yazılıydı.
Türkçenin özleşmesinde, Atatürk ilkelerinin benimsenmesinde, bağımsızlığın, özgürlüğün yayılmasında "Biz de varız" diyorduk. Her 13 Mayıs'ı, 26 Eylül'ü Dil Bayramı olarak kutluyorduk. Halk oyunları, tiyatro, edebiyat günleri, kitap tanıtım günleri sık sık yaptığımız etkinliklerdi.
Türkçe karşılığı varsa yabancı bir sözcüğü kullanmazdık. Dilin özleşmesi bilinci, bütün okulda öğrenciler, öğretmenler tarafından benimsenmişti.
AKIL TUTULMASIYıl 2026... Karaman'da 12 Mart İstiklal Marşı'nın kabulü ve Mehmet Akif Ersoy'u Anma Günü'nde, Cahit Zarifoğlu İmam Hatip Okulu'nda, bağımsızlık marşımız Arapça okutulmuş, etkinliği izleyen ilin bütün yöneticileri sesini çıkarmamıştı. AKP döneminde eğitimin nereden nereye geldiğini düşünmeden edemiyor insan.
Karaman İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nün düzenlediği 12 Mart İstiklal Marşı'nın Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy'u Anma Günü kapsamında gerçekleştirilen etkinlikten bir görüntü.
ivinin çıktığı, tuzun koktuğu yerdeyiz. Bir ülkenin bağımsızlık marşı bütün dünyada o ülkenin resmi dili ile okunur. Başka türlüsü düşünülemez.
Buradaki yanlışlıklar, çarpıklıklar saymakla bitmez. Adı geçen etkinlik doğru bir şey yapıldığı sayılarak günlerce çalışılmış, öğretmenler, yöneticiler izlemiş! Bu bir akıl tutulmasıdır. Konunun arapsaçına dönmesidir.
Daha önce de Din Öğretimi Genel Müdürü Nazif Yılmaz, "Öğrenci merkezli Arapça öğretimi" başlığıyla yayımladığı bildiride; sınıfta, derste, teneffüste Türkçeyi yasaklamış, öğrencilerin düşlerini bile Arapça görmesini istemişti. (Cumhuriyet, 2.9.2004)
Bu ve benzeri yanlışlar, liyakat gözetilmeden, kayırma ile atanan yöneticilerin, giderilmesi olanaksız ne gibi yanlışlara yol açabileceğini göstermektedir.
TÜRKENİN ÖZLEŞME YOLUBugün bağımsızlık marşımızın Arapça okunduğu Karaman'da, bundan yaklaşık 750 yıl önce, 13 Mayıs 1277'de Karamanoğlu Mehmet Bey ünlü buyruğunda halka şöyle demişti: "Bugünden sonra divanda, dergâhta ve bargâhta, mecliste ve meydanda Türkçeden başka dil kullanılmayacaktır.'' Bu buyruk nedeniyle 13 Mayıs, Karaman'da Dil Bayramı olarak kutlanmaktadır.
1910-1912 yıllarında Ömer Seyfettin ve Ali Suavi'nin yazdığı Genç Kalemler Dergisi'nde Türkçenin yabancı etkilerden, özellikle Arapça kurallardan kurtulması için çaba harcanmıştır. Ziya Gökalp, Türkçenin, benliğine kavuşması için şiirler, yazılar yazmıştır. Türkçesi varsa yabancı sözcük gerekmez demiştir.
Türkçenin asıl benliğine kavuşması, gelişmesi Cumhuriyetle, Harf ve Dil Devrimiyle gerçekleşmiştir. 2 Eylül 1930'da "Ulusal duygu ile dil arasında bağ güçlüdür. Dilin ulusal ve zengin olması, ulusal duygunun gelişmesinde başlıca etmendir. Yeter ki bu dil bilinçle işlensin.

4