Leyla Şahin Usta, bir milletvekili ve aynı zamanda AKP grup başkanvekili.
TBMM çatısı altında milletvekili olarak yemin etmiş "...vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü (...) koruyacağına; hukukun üstünlüğüne, demokratik ve laik Cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılâplarına bağlı kalacağına; toplumun huzur ve refahı, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanması ülküsünden ve anayasaya sadakatten ayrılmayacağına büyük Türk milleti önünde namusu ve şerefi üzerine" and içmiş bir siyasetçi!
Aynı TBMM çatısı altında bu yeminin içerik, anlam ve bütünlüğünün reddi olacak şekilde, ideolojik olarak bağlı olduğu siyasal İslamcı "davanın" mezhepçi zihinsel mirasını, önyargı ve ötekileştirme pratiğini ortaya koyuyor. "13 yıl boyunca Suriye'de Müslümanlar katledilirken gıkını çıkarmayanlar bugün 'Aleviler öldürülüyor' diye ortalığı ayağa kaldırıyor" diyor! Bir nefret söylemini, toplumun yüzüne bağırıyor; algılarını, insani ortak onurunu, etik bilinç ve vicdanını bir kez daha parçalıyor.
Daha öncesinde de aynı zihniyetin farklı ağızlardan benzer söylemlerine tanık olan her inançtan, mezhepsel ve etnik aidiyetten, siyasi ve felsefi görüşten Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları; bu anlayış ve söylemin tesadüf, tekil ve bağımsız olmadığını biliyor. Tarihsel süreçte ve son dönemde özellikle yaratılan koşullarda, zihinsel ve davranışsal olarak nasıl kitlesel bir yapıya dönüştüğünü ve yayıldığını da kaygıyla izliyor.
Nitekim, AKP kadrolarının ve merkez kadın kollarının "Meclis kürsüsünde hakikatle sahip çıkıyor" diyerek, Leyla Şahin Usta'ya destek açıklamalarında bulunması, bu zihniyetin kurumsal olduğunu gösteriyor.
ANAYASA İHLALİBu anlayış ve söylemin; Anayasanın başlangıç kısmında düzenlenen "Türkiye Cumhuriyeti'nin maddi ve manevi mutluluğunu" koruma; "egemenliği millet adına kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, bu anayasada gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamama", "laiklik ilkesinin gereği olarak (kutsal) din duygularının, devlet işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılamayacağı" hükümlerine, bu hükümlerle amaçlanan "kamu düzeni", "toplum huzuru" ve "toplumsal bütünlüğün sürdürülebilirliği" temel ilkelerine; temel ilkelerin yapısal unsurunu oluşturduğu genel anayasal düzene, "eşit hak öznesi yurttaş" temelinde düzenlenmiş temel hak ve özgürlükler sistemine, "millet" ve "vatandaşlık" tanımları ve unsurlarına aykırı olduğunu; anayasayı bütünsel bir ihlal fiili oluşturduğunu, toplumsal ve kamusal alanda fay hatları açtığını, bunların duygusal ve aidiyet bağlamında toplumsal bütünlük ve "milli dayanışmayı" tehdit eder boyuta geldiğini toplum; sosyal, siyasal, hukuksal bir gerçeklik olarak sürekli deneyimliyor.
NEFRET SÖYLEMİLeyla Şahin Usta bu söylemi ile "Alevilerin 'ötekiler' olarak öldürülmelerinin suskunlukla karşılanabilir" olduğu yönünde bir kabulü dile getirmiş; ayrımcılık yapmış, Alevileri hedef göstermiştir. Bir "nefret söylemi" suçu işlemiştir! (BM Nefret Söylemi Stratejisi ve Eylem Planı'na göre, nefret söylemi: "Kişiye veya bir gruba, kim oldukları temelinde, yani dinleri, etnik kökenleri, milliyetleri, ırkları, renkleri, soyları, cinsiyetleri veya diğer kimlik faktörleri temelinde saldıran veya aşağılayıcı veya ayrımcı dil kullanan, sözlü, yazılı veya davranışsal her türlü iletişimdir.)
Leyla Şahin Usta; cihatçı örgüt HTŞ'nin Suriye'de işlemiş olduğu "insanlığa karşı suçları" ve suçluları, zımnen övmüştür. (Türk Ceza Kanunu 215. maddesinde düzenlenen) "Suçu ve suçluyu övme" fiilini işlemiştir.
Aynı zamanda (TCK 216. madde 1. fıkrada düzenlendiği üzere) "halkın, mezhep bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik etmiş" ve aynı zamanda; "halkın bir kesimini, mezhep farklılığına dayanarak alenen aşağılamıştır".

8