Tarihin doğru tarafında duranlar - Halil Sarıgöz

Cumhuriyet Halk Partisi'nin tarihi, yalnızca bir siyasi partinin tarihi değildir. CHP'nin tarihi; Kurtuluş Savaşı'nın, Cumhuriyet devrimlerinin, çok partili yaşama geçişin, demokrasi mücadelesinin ve halk egemenliğinin tarihidir. Bu nedenle CHP'ye ilişkin her tartışma, aynı zamanda Türkiye'nin demokrasi serüvenine ilişkin bir tartışmadır.

Bugünlerde gündeme getirilen "mutlak butlan" söylemleri ve siyasal alanı yargı kararlarıyla yeniden şekillendirme çabaları karşısında yaşananlar da bu çerçevede değerlendirilmelidir. ünkü mesele yalnızca bir kurultayın ya da bir yönetimin meşruiyeti değildir. Mesele, siyasi partilerin kendi iradeleriyle mi yönetileceği, yoksa demokratik süreçlerin dış müdahalelerle mi şekillendirileceğidir.

Cumhuriyet Halk Partisi, tarihinin hiçbir döneminde meşruiyetini mahkeme kararlarından almamıştır. Partinin meşruiyet kaynağı örgütü, delegesi yani kurultayı olmuştur.

SİYASAL KÜLTÜRDÜR

Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu partide liderler değişmiş, kuşaklar yenilenmiş, fikir ayrılıkları daima yaşanmıştır. Ancak her değişim, örgüt iradesinin ortaya çıktığı kurultaylarda gerçekleşmiştir. İsmet İnönü'den Bülent Ecevit'e uzanan değişim de bahsettiğimiz gibidir. 1972 kurultayında Karaoğlan'ın Paşa'yı örgütün güvenoyuyla devirip ardından genel başkan seçilmesi, siyasi tarihimizin en önemli demokratik dönüşümlerinden biri olarak kayda geçmiştir. O gün İsmet Paşa dahil hiçbir CHP'li hazımsızlık yaşayarak dış müdahalelerle bir şeyler aramamış, son sözü delegenin söylediğini kabul etmiştir

12 Eylül darbesiyle bütün siyasi partiler kapatıldığında da CHP geleneği yok edilememiştir. ünkü CHP yalnızca bir tabela değil, kökleri oldukça uzun bir siyasal kültürdür. Halkçı Parti'de, SODEP'te, SHP'de ve yeniden açılan CHP'de aynı demokratik damar yaşamaya devam etmiştir. Erdal İnönü'nün, Deniz Baykal'ın, Altan Öymen'in, Hikmet etin'in ve Murat Karayalçın'ın temsil ettiği siyasal anlayışın, halk partisi geleneğinin ortak noktası da şüphesiz budur: "Dev ınarı" kişilerden üstün görmek.

Bugün CHP'nin yaşayan bellekleri arasında yer alan Önder Sav, Murat Karayalçın ve Hikmet etin'in durduğu yer, aslında yüz yılı aşan CHP geleneğinin durduğu yerdir. Bahsettiğim üç isimden ikisi genel başkanlık, diğeri ise genel sekreterlik yapmış; tüm yaşamlarını bu partide türlü mücadelelerde, partinin hemen her kademesinde görev yaparak geçirmiştir. Üstelik bu isimler, yıllarca parti içinde ekip olarak siyaset yapmamış; pek çoğunda belki de bu sürece kadar her dönemde birbirlerine zıt kutupları temsil etmişlerdir. Ancak bugün geldiğimiz noktada bu isimlerin hepsi, ilerleyen yaşlarına karşın aynı safta demokrasi ve hukuk mücadelesinin en önünde mücadele etmektedir.

KURUMSAL DEVAMLILIK

Hikmet etin, Türkiye siyasetinin en zor dönemlerinde demokrasi ve uzlaşma kültürünün önemli temsilcilerinden biri olmuştur. Murat Karayalçın, yerel yönetimlerden genel siyasete uzanan çizgisinde demokratik meşruiyetin her türlü kişisel hesabın üzerinde olduğunu savunmuştur. Önder Sav ise 1950'lerde başladığı siyasi yaşamında örgüt iradesinin önemini vurgulamış, partinin kurumsal devamlılığını her şeyin üstünde tutmuştur.

Yakın zamanda kaybettiğimiz Altan Öymen ise bu siyasal kültürün en seçkin temsilcilerinden birisi olmuştur. Gazetecilikten siyasete uzanan yaşamında her zaman demokrasinin, hukukun ve parlamenter rejimin yanında durmuş; siyasi mücadeleyi rakiplerini tasfiye etmenin değil, halkı ikna etmenin aracı olarak görmüştür.