Sonsuza dek payidar - Gani Aşık

Kadim Anadolu toprakları hem yeryüzü cenneti, hem de katmerli ihanet ve hainler cehennemi olmasının yanında, Osmanlı'da adam yerine konulmamış, çok partili yaşamda inançları siyasetin bit pazarına düşürülmüş halkın kara yazgısının bileşenidir.

Mustafa Kemal'in yok olmanın kavşağındaki Türk yurdunu ve Türk ulusunu adeta "yoktan var etmesi" halkın minnetine ama kutsallar pazarının sefil tacirlerinin kin ve öfkesine neden olmuştur. Eğitimsiz bırakılarak cehalet beşiğinde derin uykuya terk edilen talihsiz halka öteki dünyada "zenginlerden 500 yıl önce" gireceklerini müjdeledikleri(!) cennete kendilerinin yaşarken girdiklerini saklayan ihanet yolunun salikleri ve hazine sülükleri, çağdaş eğitimden ve aydınlıktan yarasalar gibi korkarlar. "Eğitim seviyesinin arttığı bölgelerde oyumuz düşüyor" vecizesi (!) bu güruha aittir.

Hasan Âli Yücel'in koltuğu bir antitezine verilerek çağdaş eğitimin ve Atatürk'ün makamına da yine bir karşıtının oturması ile modern Cumhuriyet'in çökertilmesi, yurdu ve halkı cendereye alan zincirin birbirini tamamlayan halkalarıdır.

TÜRKİYE OPERASYON MASASINDA

Ulus olarak alacakaranlıktan zifiri karanlığa doğru sürükleniyoruz. Doğuda Ermenistan, güneydoğuda sonu bağımsızlığa uzanacak özerk Kürdistan kurulmasını ve Türklerin Ankara – Kastamonu arasına sıkıştırılmasını hükme bağlayan Sevr utanç belgesi tarihin çöplüğünden çıkarılmak isteniyor.

Balkan Savaşı, Birinci Dünya Savaşı ve İstiklâl Savaşı sonucu yorgun ve bitkin düşen ve o dönemdeki nüfusunun 12 milyon dolaylarında olduğu düşünülen Türkiye'nin pek çok kaynağa göre tarihsel zaferinin bedeli 139 bin şehit ve kayıptır. Tarihin makarasını 10 ağustos 1918'e doğru geriye sarıyorsak, devletin başında Vahdettin mi oturuyor ve 139 bin mübarek can toprağa beyhude mi düştü

Bugün DEM'li milletvekillerin zılgıtla, Türk halkının ağıtla karşıladığı erçeve Yasa, merkezi otoritenin zayıflaması ve devlet erkinin yerel yönetimlerle paylaşılması sonucunu doğuracak ve devlet çökecektir. Emekli Tuğgenral Naim Babüroğlu'na göre, Suriye, Irak, Lübnan ve Libya'da sınırlar değişmediği halde devletler çökmüştür. Tümü anayasaya aykırı taleplere bakılırsa, Türkiye'yi de bu bataklığa sürüklemeye çalışıyorlar.

BAHELİ NEREYE KOŞUYOR

Koalisyonun diğer ortaklarına erken seçim dayatmasıyla MHP'nin de seçim barajında boğulmasına yol açan sürecin ardından, AKP'nin iktidara gelmesinden bu yana MHP lideri Devlet Bahçeli'nin devleti ve toplumu kaosa sürükleyen hamleleri devam ediyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile vardıkları gizli mutabakat sonucu Bahçeli, Kürt açılımının bayraktarlığını üstlenmesi yanında – Erdoğan'ın bilgisi dahilinde – yeni ve önemli bir çıkış daha yaptı. Bahçeli'ye göre, seçim yasaları ile Siyasi Partiler Yasası, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi yasalarına uygun hale getirilmeliymiş.