Solun büyük yol ayrımı - Kaan Eroğuz

Türkiye'de sosyalist hareketin Kemalist devrime bakışı her dönem temel ayrışmaların ve tekrarlanan tartışmaların kaynağı olagelmiştir. Ulusal kurtuluş mücadelesinin özel koşulları içerisinde antiemperyalist, Aydınlanmacı bir devrimin öncülüğünü yapan kurucu atılıma karşı soldan gelen eleştirilerin temel olarak iki farklı çizgisi bulunmaktadır. Birinci çizgi; Kemalist devrimin tüm kazanımlarını görmezden gelen veya yok sayan bir yaklaşımla ona karşı gelişen saldırıların kaynaklığını yapmakta, böylelikle devrimin kazanımlarına karşı gerici çevrelerle iş birliği yapmaktan çekinmeyen bir yol izlemektedir.

İkinci çizgi; Kemalist Devrimin kazanımlarını sahiplenen, onun yarım bıraktığı halk iktidarı hedefini emekçi halktan yana bir toplumsal düzen kurma perspektifiyle ileri taşıma amacı güden bir çizgiyi takip etmektedir. İkinci çizginin kaynağını, özellikle Alman felsefesinde kullanılan "aufheben" kavramı çerçevesinde yorumlamak olanaklıdır. "İlga" veya "iptal" etmekten ziyade "içererek aşmak" anlamında kullanılan bu kavram, Kemalist devrime bakışta ikinci çizgiyi takip eden solun yaklaşımını tanımlamaya yardımcı olmaktadır. Bu yaklaşımda, sahiplenme ve eleştiri çelişen bir konumda değildir. Kemalist devrimin; ağalığı, beyliği, sultanlığı ortadan kaldıran, emperyalizmi ülke topraklarından def eden ve özü itibarıyla antiemperyalist, aydınlanmacı ve kamucu olarak tarif edebileceğimiz Cumhuriyet yurttaşlığına dayalı kazanımlarının sahiplenilmesi, bu kazanımların kalıcı bir halk iktidarı ve tam anlamıyla bağımsız bir ülkenin inşasına yol açması için sosyalizmle buluşturulması hedeflenmektedir.

İLERİCİ KAZANIMLAR SALDIRI ALTINDA

Oldukça objektif bir düzlemden baktığımızda, Türkiye'de solun kitleselleştiği ve bir iktidar alternatifine yaklaştığı tarihsel süreçlerin hemen hemen hepsinde, ikinci çizginin gerek teorik gerekse de örgütsel ayaklarının kuvvetlendiğini görmek mümkündür. 1960'lı yılların enerjisinin temel kalkış zemini burasıdır. Tersinden baktığımızda, sosyalist hareketin halktaki karşılığının zayıfladığı, ayaklarının ülke topraklarından çekildiği ve "somut durumun somut tahlilini" yapma zeminini kaybettiği süreçlerin hepsi de ikinci çizgiden uzaklaşıldığı ve giderek ilk çizgiye savrulduğu tarihsel dönemeçleri oluşturmaktadır. Bu bakımdan, 12 Mart ve 12 Eylül Amerikancı darbelerinin oluşturmaya çalıştığı sol ilk çizgiyi takip eden bir soldur. Böyle bir solun Türkiye'de egemen olduğu uzun yıllar boyunca gerek sosyalist hareketin gerekse de Kemalist devrimin ilerici kazanımlarının büyük saldırılara maruz kaldığı ve geri çekilme süreci yaşadığı son 25 yıllık tabloya bakıldığında dahi anlaşılabilmektedir.

SOSYALİST HAREKETİN İZGİSİ