Siyasi Dava - Hukuki Dava - Ahmet Akgül

Butlan kararı ile CHP Genel Başkanlığı'na atanan Kemal Kılıçdaroğlu, "Ekrem İmamoğlu, siyasi tutuklu değil, siyasi görüşü dolayısıyla içeri alınmış bir kişi değil, önseçimde kendisine oy verdim, YENI Parti'yle İmamoğlu'nun cumhurbaşkanlığına adaylığı konusunda işbirliğine açık olduğunu, kişinin her kör kuruşun hesabını vermesi gerektiği" yönünde deyim yerindeyse "hem nalına hem mıhına" nitelikli bir demeç vermiş; bu konu, kamuoyunda tartışmalara neden olmuştur. Değerli gazeteci, yazar Mustafa Balbay, "Bu açıklama, Yargıtay'da incelemede olan, butlan-tedbir kararı ile ilgili olabilir" yorumunu yaparak doğru bir tespitte bulunmuş ve noktayı koymuştur. Söz konusu demecin, kurnazlık içeren özel amaçlı ve siyasi bir demeç olduğu açıktır.

Siyasi dava-siyasi tutuklu ile olağan dava ve tutuklusu ayrımı, suç ve ceza hukuku teorisinin derin ve çetin konularından biridir. Ceza hukuku kaynakları zengindir. Örneğin, merhum hocamız Prof. Dr. Faruk Erem başta olmak üzere, ceza hukukunun bilgeleri siyasi davalar konusunda evrensel ve ulusal görüşleri ortaya koymuşlardır.

SOKRAT'TAN MİTHAT PAŞA'YA

Erem, özellikle 1971 yılında "Siyasi Davalarda Müdafilik" başlıklı broşüründe, Avukatlık Meslek Kuralları şerhinde, siyasi davaların hangi davalar olduğunu vurgulamış; bu kapsamda, "olağandışı yargılamalar", "yılgı adaleti", "önyargılı adalet", "mutemet hakim", "arı adalet", "adaleti ele geçirme çabaları", "savunma kısıtlamaları", "çağdaş engizisyon" gibi kavramları değerlendirmiştir.

"Önyargılı adalet"e ilişkin Sokrat yargılamasını örnek göstererek "fakat, Sokrat'ı ölüme mahkûm eden 501 Atinalı hâkimden hiçbiri bugüne kadar yaşayabilmiş değildir, sanık Sokrat hâlâ kendini savunuyor" sözlerini eklemiş; Mithat Paşa yargılamasını da "savunmanın kısıtlanması" çerçevesinde anımsatmıştır.

'SİYASET EŞMESİ'

Siyasi davalar, ağırlıklı olarak "adli hatalar" ile birlikte tarihte yerini almıştır. Sokrat'tan Dreyfus'a, Şeyh Bedrettin'den Mithat Paşa, Ergenekon vb. davalarına kadar ünlü bütün davalar siyasi davalar kapsamındadır. Merhum Prof. Dr. Ahmet Mumcu hocamızın Topkapı Sarayı'ndaki "Siyaset eşmesi" olarak bilinen çeşmenin önünde yapılan infazları "siyaseten katl" olarak adlandırıldığını biliyoruz.