Siyasetçinin tarihsel sorumluluğu - Avni Kurtuldu

Tarih, siyasetçileri yalnızca söyledikleri sözlerle değil, kritik dönemeçlerde takındıkları tavır ve aldıkları konumlarla yazar. Tıpkı Bülent Ecevit'in Kıbrıs meselesinde tam zamanında "Ayşe'yi tatile çıkarması" gibi, tıpkı Deniz Baykal'ın 1 Mart tezkeresindeki duruşu gibi...

Kemal Kılıçdaroğlu genel başkanlığındaki CHP'nin 14 yıllık siyasi bilançosunu taradığımızda tarih Kılıçdaroğlu'nun hangi tavrı veya pozisyonunu not düşmüştür ve yeni ne notlar düşecektir Hep birlikte bir bakalım:

Kılıçdaroğlu, genel başkanlık döneminde kaybedilen 13 seçim sebebiyle ağır bir başarısızlık tablosu ortaya koymaktadır.

Kılıçdaroğlu yönetimindeki CHP, seçmeni sürekli "bir sonraki seçim" beklentisine sokmuş, çok sayıda genel seçim, yerel seçim, referandum ve Cumhurbaşkanlığı seçimi kaybederek ağır bir siyasi bilanço sergilemiştir.

Bu başarısızlıkların en sembolik olanı 2014 Cumhurbaşkanlığı seçiminde Ekmeleddin İhsanoğlu'nun aday gösterilmesiydi. Parti içi ve parti dışı yoklamalarda Yılmaz Büyükerşen'in adı öne çıkmasına karşın Ekmeleddin İhsanoğlu'nun "çatı aday" yutturmacasıyla tepeden inmeci ve taban iradesinden uzak bir yöntemle adaylaştırılması "Tanıdıkça seveceksiniz'' iddiasında bulunan Kemal Kılıçdaroğlu'nun kişisel(!) seçimiydi. CHP tabanının önemli bir bölümü bu tercihi partinin tarihsel kimliğiyle, laiklik hassasiyetiyle ve Cumhuriyetçi damarlarıyla uyumlu görmediğinden tepki gösterdi. Kılıçdaroğlu'nun bu tepkilere yanıtı ise "Tıpış tıpış oy vereceksiniz" oldu. "Hayır, tıpış tıpış oy vermeyeceğim" diyen Ahmet Necdet Sezer ise adeta toplumun bu konudaki sözcüsü olmuştu.

KIRILMA ANLARI

Sonuç malum; Kemal Kılıçdaroğlu liderliğindeki CHP kendi seçmeninin bile içselleştirmekte zorlandığı ve daha sonra Meclis sıralarında MHP milletvekili olarak göreceğimiz Ekmeleddin İhsanoğlu tercihiyle kırılma yarattı.

2017'deki anayasa referandumu da Kılıçdaroğlu döneminin en kritik kırılma başlıklarından biriydi. Mühürsüz oy tartışmaları, YSK kararları ve seçim güvenliği iddiaları, Türkiye'nin parlamenter sistemden cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine (tek adam rejimine) geçişinde belirleyici rol oynamıştı. Ne yazık ki bu süreçte Kılıçdaroğlu yeterince sert, örgütlü ve sonuç alıcı itiraz hattı kurmamış ve parti içinde hareketlenmelerin de önünü kesmiştir. (Atilla Kart'ın itiraz dilekçesini geri çektirmiştir.)

Aynı şekilde dokunulmazlıkların kaldırılması sürecinde "Anayasaya aykırı ama evet'' çizgisi, yalnızca taktik bir hata değil, muhalefetin hukuk devleti ilkesini kendi eliyle zayıflattığı tarihsel bir yanlış olarak tarihe not düşülmüştür.

2023 Cumhurbaşkanlığı seçiminde Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş gibi toplumda karşılığı olan, kazanma şansı yüksek kişiler yerine kendi adaylığını dayatan; bu uğurda altılı masadaki küçük partilere orantısız şekilde milletvekili adaylıklarını dağıtan ve seçmende "İktidar hedefi mi, masa içi pazarlık mı" kuşkusu oluşturan Kemal Kılıçdaroğlu, tarihsel bir fırsatın kaçmasına neden olmuştu.

Kılıçdaroğlu'nun siyasi mirasının en tartışmalı taraflarından biri de CHP'nin ideolojik ve kadrosal dönüşümüdür. Atatürkçü, ulusalcı ve cumhuriyetçi kadrolar tasfiye edilirken parti yönetiminde ve danışman çevrelerinde ikinci cumhuriyetçi, liberal, kimlik siyaseti merkezli ve CHP'nin değerleriyle mesafeli isimlerin genel merkezin 14.katında konuşlandırılması da Kılıçdaroğlu liderliğine duyulan güvensizliği derinleştirmiştir.