Siyaset ve yönetim etiği - Osman İnci

Ülkemizde eğitim-öğretim kurumlarında, kişi hak ve özgürlüklerinde, siyasi partilerde, sivil toplum örgütlerinde ciddi değişim ve dönüşümler yaşanmakta. Tarikatların sivil toplum örgütü olarak tanımlanması geldiğimiz noktayı anlatmaya yeterli sanırım.

Son yıllarda yaşadıklarımız toplumsal güveni ciddi düzeyde sarsmakta, bireylerin birbirlerine, kurumlara, yasalara veya adalet duygusuna olan inancının zayıflamasına neden olmakta. Yaşananların pek çok nedeni var şüphesiz, ancak en önemlisi etik ilkelerin zedelenmesi, dejenere olması ve özünden uzaklaşması olduğu görüşündeyim.

Etik ve hukuk ikisi de insan davranışları ile ilgili olduğu için önemli, ancak bir diğerinin yerine geçemez. Etik kişisel, kültürel ve toplumsal değerlere dayanan kavramlar bütünüdür. Hukuk düzeni sağlamak için siyasi otorite tarafından desteklenen ve uygulanan kurallar sistemidir. Ancak anayasa hukuku ve idare hukukunun etik standartları da içerdiği bilinmektedir. Etiğin yasalardan önce geldiğini ve hukukun temelini oluşturduğu görüşü yaygındır.

Genel kabul gören temel etik ilkeler: Kararların özgürce verilmesi (özerklik), adalet, zarar vermeme, dürüstlük, yarar sağlamak olarak sıralanabilir. İlişkilerde ve mesleki uygulamalarda güvenilirlik, saydamlık ve gerçeğe uygun hareket etme esastır. Objektiflik (önyargısız davranmak, kararları gerçeğe göre vermek), saygı ve sorumluluk da değerler arasındadır. Etik yazılı olmayan değerler olup doğru ve yanlış, iyi ve kötü olanla ilgilenen felsefe dalıdır. Kültürel normlardan, mesleki değerlerden dini inanç ve toplumsal uzlaşmadan kaynaklanır. Gücünü vicdan ve akıldan alır.

Her meslek grubu (tıp, hukuk, sanat, iktisat vb.) etik ilkeleri ayrıntılı olarak belirlenmiştir. Devlette yönetim etiği hukuk kadar önemlidir. Kararlar alınırken ve görev sürecinde dürüstlük, adalet, saydamlık ve hesap verebilirlik gibi ilkelere uymak esastır. Yazılı kuralların ötesinde vicdani ve ahlaki önderlik sunar. Yolsuzluğu önler, güven oluşturur, kurumsal kültürü geliştirir.

SİYASETE NE YÖN VERİYOR

Bizim en ciddi sıkıntımız siyasi etik ilkelerine uyum sorunu sanırım. Son yıllarda çokça yaşadığımız, toplumu çok yakından ilgilendiren siyaset etiğini göz ardı edemeyiz. Ayrıca toplumsal sorunlar tartışılırken konu hukuk ve hukukun doğru düzgün uygulanmasına geliyor ister istemez. Hukukun da etiği var şüphesiz. Hukuk kurallarının uygulanması ve denetlenmesi süreçlerinde adaletin ve hukukun üstünlüğünün sağlanması, adaleti yerine getirmek toplumun adalete olan güvenini artırır.

Siyasi etikte, siyasetçilerin güçlerini kendi amaçları, çıkarları doğrultusunda kullanmaması gerektiğinin altını çizerken dürüstlük, tarafsızlık, eşitlik, doğruluk gibi etik ilkelere bağlılık aranır. Derda Küçükalp konuyla ilgili "Siyaset felsefesi, topluma uygulanan siyasi etiktir" demekte. Siyasi etik ilk önce kamu görevlilerinin ve siyasetçilerin davranışlarının ahlaki değerlendirmesini irdeler. Yolsuzluk yapma, rüşvet alma, adam kayırma, yurttaşı aldatma gibi tutum ve davranışlar kamu gücünü kötüye kullanmaktır. Ayrıca siyasi hedefine erişmek için ceza verme, özgürlüğünü kısıtlama, yıldırma gibi yöntemlerle kamu düzenini sağlamak amaçlı uygulamalar etik ve hukuk açısından tartışmalıdır.

Siyasi etikte ahlakın siyasi açıdan önemi tartışılmaz. Etik siyasete yön tayin eder ve böylece siyaset güç ve çıkar mücadelesi olmaktan çıkar. Karar ve harcamalarda halkın bilgilendirilmesi, eldeki kaynakların halka eşit sunumu, yapılanların ve yatırımların hesabını kurumlara verebilmesi, toplumun iyiliğinin savunulması gibi temel değerler esastır. Siyasi etikte tarafsızlık, dürüstlük, adalet, kamu yararı, saydamlık aranır. Temel değerlere uyulması durumunda siyasi yozlaşma önlenir, adalet duygusu korunur, yolsuzluk ve rüşvet önlenir.