Siyaset kurumu hukuku boğuyor - Erol Türk

Bugün ülkemizde anayasayı ve yasaları tanımayan, uygulamayan Saray rejimi, yargıya verdiği talimatla istediği kararları alıyor. Dolayısıyla Saray'ın organı gibi çalışan bir yargı var. Anayasamızda Türkiye Cumhuriyeti demokratik laik ve sosyal bir hukuk devletidir yazıyor. Yargı makamlarına kimse emir ve talimat veremez diyor. Ancak yaşadığımız hukuksuzluklar ve yargının içinde bulunduğu durum bize hukuk devleti ilkesinin yerle bir olduğunu gösteriyor. Oysa tam bağımsız bir yargı erki olmadan hukuk devletinden söz edilemez.

19 Mart 2025 tarihinde başlayan, başta İBB başkanı olmak üzere CHP'li belediyelere yapılan ve halen devam eden operasyonlar ve iftiraya dayanan suçlamalar, tutuklamalar kamuoyunda iktidarın beklediği karşılığı bulmuyor. Halk yoksulluğun pençesinde eziliyor. İşsizlik tarihinin en yüksek seviyesinde, gençler evde oturuyor. ABD elçisi Türkiye'ye monarşi yönetimi öneriyor ama iktidardan ses çıkmıyor. İktidar halkın yoksulluğunu, zirve yapan işsizliği bir türlü görmüyor.

YARGISALLAŞAN SİYASET

Pahalılık insanları canından bezdiriyor. İntiharlar, kitlesel şiddet olayları artıyor, okullar silahlı öğrenciler tarafından basılıyor, yabancı maden şirketleri ile onların yerli işbirlikçilerine tanınan maden arama imtiyazları doğasına, dağına ovasına merasına zeytinine sahip çıkan köylüleri jandarma dipçiği ile eziyorlar, cezaevine atıyorlar. Ve bunu yargısallaşan siyaset eliyle yapıyorlar.

Yurttaşların yitirecek bir şeyi kalmadı. Adalet Bakanlığı görevine atanan eski bir savcı, göreve başladığı gün "İBB davası asrın en büyük yolsuzluk davası" diyerek yargıya adeta talimat veriyor. Adalet bakanının aynı zamanda Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK)'nun başkanı olduğunu unutuyor.

Binlerce sayfadan oluşan iddianameler yüzlerce tutuklu sanıklı davalar Ergenekon ve diğer kumpas davalarını anımsatıyor. Bu iddianameleri hazırlayan savcılar Ceza Muhakemesi Kanunu'na (CMK) göre tutuklamanın bir önlem olduğunu bilmiyorlar mı

Savcılık, CMK'ye göre şüphelilerin lehine ve aleyhine olan tüm delilleri toplamak zorundadır. Yargı mensupları, ceza hukukunu hukuk fakültelerinde doğru dürüst öğrenmedikleri için siyasi iktidarın baskısına boyun eğiyorlar, adaleti ve evrensel insan haklarını katlediyorlar. Artık yalnızca belediye başkanı değil, eşi ve yakınları da gözaltına alınıyor.

ANAYASAL SU İŞLENİYOR

Ceza yasasında savcı veya yargıcın takdir hakkı yoktur. Bir eylem veya işlem kanuni tarife uygunsa ve fail de belli ise kanunda düzenlenmiş ceza uygulanır. Gazetecileri, aydınları, belediye başkanlarını tutuklamak için kanuni tarife uymayan suç ve ceza yaratma yetkisi savcı ve yargıçlara tanınmamıştır.